Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Ağlamayan bebeğe dikkat edin

10.06.2021
15
Ağlamayan bebeğe dikkat edin

Ellili senelerin bebekleri Dr. Spock bebekleri idi. Altmış ve yetmişli bebekler tamamıyla do­ğaldı. Seksenlerin ufak hiperaktif canavarları, bugün yerini kendi kendini yatıştıran naif be­beklere vazgeçti. Uyandığında …

Ellili senelerin bebekleri Dr. Spock bebekleri idi. Altmış ve yetmişli bebekler tamamıyla do­ğaldı. Seksenlerin ufak hiperaktif canavarları, bugün yerini kendi kendini yatıştıran naif be­beklere vazgeçti.
Uyandığında hemen başparmağını ağzına götürüp ağlamayan bu bebekler, gece öğünleri­ni geçiştirir oldular. Kulağa bütün de 21. yy anne­lerinin lüzumu olan bebeklermiş gibi geliyor, öyle değil mi? Parmaklarını emerek günlük ha­yatında sizi seyre dalan seyirciler gibi.
Şayet yeni anneyseniz kafanızda oluşması olası iki soruyu da öğreniyorum. İlki “sorun bunun neresinde?”, değişiği “benim çocuğum ne­den bahsedilen gibi değil?”.

Bebekler doğduklarında ağlama dürtüsü ile doludurlar. Lüzumlarını ağlayarak elde etmek, sahip oldukları tek seçenektir. Bu biçimde anne­lerine de analık yapmayı öğretmiş olurlar. Ağ­lamayan bebeğinizin ne zaman acıktığını, ne zaman sıkılıp, kucağa alınmak istediğini nasıl anlayabilirsiniz ki? Belki tüm süresini yeni be­beğine adayan anneler, ağlamayan bebeklerinin tüm lüzumlarını karşılayabiliyor olabilirler ama daha yoğun ve dikkatsiz olan annelerin ağlama­yan bebeklerin ne zaman, neye lüzumu olduğu­nu hipbitkiez etmeleri çok efor.
Bebeğinizin kendi kendini hakimiyet etmesi, elbette bir anne olarak onda olmasını istediğiniz bir özellik, ancak tez etmenize gerek yok. Bu alışkanlığı zaman içinde ve daha sağlıklı bir şe­kilde, sizin de desteğinizle kazanabilir. Yapma­nız gerekenleri doğru zamanda ve yeterli dozda yaparsanız zati her şey bitkiomatik olarak gelişe­cektir.

İşe, bebeğinizin isteklerini, kendisinin karşı­layabilecek beceriyi olmadığını kabul ederek başlayabilirsiniz. Takviyeye lüzumu olduğunda ona uzattığınız el, ona bu dünyada isteklerinin karşılanabileceğini öğretir ve her defasında size ve kendine olan güvenini artırır. Sıkıntılarının ardından desteğinizle deneyim ettiği hafifleme, bir süre sonra alışkanlığa dönüşür. Siz de bunu zamanla gözlemlersiniz. Azıcık geliştiğinde bebeğinizin takviyesine her seferinde azıcık daha geç cevap verirseniz, zamanla kendi lüzumlarını gi­derme yoluna gidecektir. Ancak bunun için ace­le etmemelisiniz.

Bu sürecin ne zaman başlayacağı konusunda sizlere kesin bir tarih veremem, zira bu şahıs­den bireye değişir. Emin olduğum tek şey bunun öyle ya da böyle zamanla bitkiuracağı. Sizin yap­manız gereken, bebeğiniz için uygun zamanın gelmesini sabırla beklemek. Sızlanmaların ağ­lamaya dönüştüğü an, takviyesine koşmak için hiç müddet kaybetmeyin.

Onu ağlamaya terk edip kendiliğindene sus­masını sağlayabilirsiniz ama bunun bebeğiniz için ne kadar sağlıklı olduğu tartışılır. Bebeğiniz lüzumu karşılandığı için değil, umutsuzluktan susmayı seçim ettiğinden, geliştiğinde de ka­ramsar bir yapıya sahip olması çok olası. Size olan güveni sarsılır ve tüm olumsuz hisleri hem size, hem kendine olan güvenini kaybetmesine yol acar.

Ağlayan bebeğinizin kendiliğindene susma­sını beklemek, aslında sizin için de çok kolay değil. Yeni bir annenin içini en çok sızlatan şey, ufak bebeğinin mutsuzluğudur. Ancak bugün o kadar çok kitapta bebeğinizin ilk andan itiba­ren kendi ayaklan üzerinde durması gerektiğin­den söz ediliyor ki, kafanız kanşıyor. Bu tip kitaplarda verilen nasihatlerin, yoğun anne babaların vicdanlarına iyi gelmesi için yazılmış olduğunu usunuzdan çıkarmayıp, bebeğinizin sağlıklı bir ferde dönüşebilmesi için elinizden geleni ya­pın.

İşinize geri dönme müddeti geldiğinde, sizin ye­rinize bebeğinizi mutlu edecek pek çok vekil, vasıta gereç var. Biberon, emzik, ses kayıt aygıt­ları v.s. Tüm bunlan kullanmanızda sakınca yok ancak bebeğinizin asıl gereksinim dinlediği şeyin anne şefkati olduğunu unutmayıp, bunlan zo­runlu haller dışında kullanmamaya özen göste­rin. Bebeğiniz gelişip bir çocuk hatta bir ye­tişkin olduğunda dahi, lüzumu olduğunda sanlacağı sımsıcak kolların varlığından haberdar olsun. Aksi takdirde geçici huzur veren hasarlı alışkanlıklar edinebilir.

Ağlayan bebeklerinin kendi kendilerine sus­masını bekleyip, onları terbiye ettiklerini düşü­nen anne babalarının, bebekliklerinde aynı iş­lemden geçip geçmediklerini hep merak etmi­şimdir. Ağlamak bebeklerin tek bağlantı kayna­ğıdır. Bebeğinizin tek bağlantı kaynağını törpüle­mek suretiyle elinden alan annelerin analık duy­gusunu bütün olarak tatmaları muhtemel değildir. Bu usulü uygulayan anneler, sadece bebek­lerinin lisanlarını değil, kendi analık duygu­larını da törpülerler. Yapılan çalışmalar, yeni annelerin bebekleri ağladığında kan basınçla­rının yükseldiğini göstermiştir. Tüm bu biyolo­jik tepkimelerin bir sebebi olsa gerek. Onlara kulak verip, bebeğiniz ve sizin aranızda oluşa­cak olan muhteşem bağı yaralamamanızı tavsi­ye ederim.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.