Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya gereksinim yok

10.06.2021
10
Bazen ağlayacak gibi oluyorsanız telaşlanmaya gereksinim yok

Dünya tatlısı bir bebeğiniz var ama ağlıyor­sunuz. Doğum sonrası duygusal iniş çıkışlar çok bayağıdır. Tüm hayatınız değişti. Daha evvel hiç üstlenmediğiniz kocaman bir mesullük var …

Dünya tatlısı bir bebeğiniz var ama ağlıyor­sunuz. Doğum sonrası duygusal iniş çıkışlar çok bayağıdır. Tüm hayatınız değişti. Daha evvel hiç üstlenmediğiniz kocaman bir mesullük var omuzlarınızda şimdi. Deliksiz bir uykuya olan özleminiz her gün çoğalıyor. Arada bir ağlamanız, çok natürel.

Sizi ara ara kıvrandıran tüm bu sezdiklerinizin nedenlerini anlamaya çalışmak, size kendinizi daha iyi sezdirecektir. Hiç aşina olmadığınız, hayli stresli bir yarıyılın içinde olduğunuzu unutmazsanız, usunuzu kaçırmakta olduğunuz görüşüden kolaylıkla kurtulabilirsiniz.

Öncelikle, sadece akılsal olarak değil fi­ziksel olarak da büyük bir mutasyon yaşadınız. Dokuz ay süresince, gebelik zamanınca salgıladığınız hormonlar bir anda düştü. Hormonlarınız tekerrür kumpasa girene kadar, ara ara ağlama krizlerine yakalanmanız çok olağan.

Acıya neden olan, çözemediğiniz emzirme problemlerinden kaynaklanan acıyan göğüsleriniz, ya da doğumunuz sezaryenle olmuşsa, sürüklemekte olduğunuz fiziksel acı, psikolojik kasvetlerinizi aşmanızı güçleştirebilir. Bunun yanı gizeme, uyku kumpassızlığının da asap sisteminizi negatif etkiliyor olabileceğini hesaba katmanız gerekir.

Gebeliğiniz zamanınca kendinizi doğum anı­na hazırladınız. Bebeğinizi kucağınıza alacağınız o ilk anın muhteşem olacağını hayal edip durdunuz. Ama şimdi bebeğiniz kollannızdayken, bu yaşadığınız kayıp duygusunu anlamlandıramıyorsunuz. Kendinizi makûs sezmenize gerek yok, bu hemen hemen her yeni annenin sezdiği duygudur.

Doğumdan evvel oluşan temennilerinizle, şim­di deneyim ettiğiniz reellik arasındaki fark, kendinizi yetersiz sezmenize neden olabilir. Bu­nun artta uyuyan temel unsur, cemiyetimizin çizdiği yeni anne modeli ile asıl bir yeni anne arasındaki farktır. Tam bebek mecmualarında, televizyonlarda bebeklerini sevgiyle kucaklayan dinç ve mutlu anneler görürüz. Suratlarında bitkinlikten, yorgunluktan eser yoktur. Üzerlerinde şık elbiseler vardır, ışıldayan saçları kuaförden yeni geldiğini gösterir. Size hiç benzemiyor değil mi?

Bunun yanı gizeme, yeni annelerden bebekleri­nin lüzumlarına her daim süratli yanıt vermeleri beklenir. Ne de olsa değişiklerine göre, bebekler sadece süt içip, yatan küçük fertlerdir ve gün içinde hâsıl olan lüzumlan bir elin parma­ğını geçmez. Tüm bu varsayımlara dayanarak oluşturduğunuz temennilerinizin, bugün tecrü­be ettiğiniz süreçle geçim içinde olmasını beklemiyorsunuz değil mi?

Doğumu takiben sizi saran evhamı ya da bunalım halini giderebilmek için yapmanız gereken ilk şey, tüm sezdiklerinizi kabul edip, kendinizi yargılama yoluna gitmemenizdir. En deneyimli anneler dahi, bebekleriyle yeteri kadar iyi ilgilenip ilgilenmedikleri mevzusunda kuşku­ye düşerler. Derin bir soluk alıp, bebeğinizi ne kadar hoşlandığınızı düşünün. Sizin dışınızdaki annelerin süper kahraman değil; sizin gibi insan olduklarını unutmayın. Bebeğinizin sizin dünyadaki en muhteşem birey olduğunuzu düşündüğünü unutmayın.

Analığa alışmak için kendinize azıcık zaman tanıyın. Bebeğiniz için besin üreten vücudunu­ze alışmak için, azıcık zamana gereksiniminiz var. Bebeğinizin, çabanızı takdir edebilecek kadar gelişmesini bekleyin. Doğum evveli sahip oldu­ğunuz temennilerinizi, şimdi deneyim ettiğiniz reelliğe adapte etmek azıcık zamanınızı alacak.

Sizin de bakıma lüzum dinlediğinizi unut­mayın. En yakın dostunuz ya da anneniz bir müddetliğine konut işlerinizi üzerine alabilir öyle de­ğil mi? Yemek yapmaya üşeniyorsanız, hoşlandığı­niz lokantalar ne güne duruyor?

Dış görünüşünüze de özen göstermeyi bakımsızlık etmeyin. Bunun için baloya gider gibi giyinme­nize ya da her gün makyaj yapmanıza gerek yok. Saçlarınıza rahat edebileceğiniz bir biçim verip, aynanın karşısına geçtiğinizde kendinizi iyi his­sedebileceğiniz bir görüntüye sahip olmanız ye­terli olacaktır. Üzerinize bitkiuracak ve bebeğinizi emzirirken mesele teşkil etmeyecek rahat kıya­fetler satın alabilirsiniz. Daha Önceki vücudunuza kavuş­tuğunuzda giymeyi tasarladığınız giysiler al­mayın. Bu, dolabınızı her açtığınızda makûs his­setmenize neden olur.

Dışarı çıkıp azıcık egzersiz yapın. Bunun için spor salonlarına kaydolmanız gerekmez. Her gün bebeğinizle beraber yapacağınız birer saat­lik yürüyüşler, hem sizi, hem de bebeğinizi ra­hatlatır. Hava çok soğuk olmadığı sürece, bu yürüyüşleri her mevsim sürdürebilirsiniz. Bu sa­yede, öğleden sonraları ekseriyetle ağlama kriz­lerine yakalanan küçük bebeğinizi de serinkanlılaştırmış olursunuz.

Tam gün bebeğinizle konutta kalmak, yalnız­ca fiziksel olarak değil, akılsal olarak da yorul­manıza neden olur. Arada erişkin fertlerle de bir araya gelip, zaman tüketmek stresinizi üze­rinizden atmak için iyi bir yöntem olabilir. Dı­şarıda yenilen bir yemek ya da bebeğinizle bir­likte katılabileceğiniz anne-çocuk gelişimi ile ilgili seminerler sayesinde, kendinizi dış dün­yadan kopmuş sezmezsiniz.

Yeni annelerin doğum sonrası yaşadığı sıkın­tıları çevresindekilerle paylaşmak istemedikle­rini, uzun seneler işte olmama karşın, yeni bildim sayılır. Bunun sebebinin yeni annele­rin “Anne Miti “ni yaralamak istememelerine ya da kendilerini yetersiz sezmelerine bağlıyorum. Yeni babaların çoğu, eşlerinin bazı mevzularda dayanağa lüzumları olduğunun farkında dahi de­ğil. Bunun nedeni yeni annelerin eşleri de dâ­hil olmak üzere, kimseden destek arz etmiyor olmaları. Eşinize ve yakınlarınıza lüzumlarını­zı sıraladığınız listeler uzatmaktan çekinmeyin. Bir öteki problem ise, yeni annelerin bebekleri­ni kimseye emanet edecek kadar güvenmemele­ri. Vazgeçin siz duş alırken bebeğinizle eşiniz ilgilensin. Elbette sizin kollarınızda olduğu kadar rahat olmayacak belki azıcık ağlayacaktır. An­cak ikisinin kaynaşmasına fırsat tanımazsanız, nasıl asıl bir baba-çocuk olabilirler ki?

Kimi doğum sonrası kaygılan, doğum sonra­sı bunalımına dönüşebilir. Şayet fobileriniz fazla ise, hiç bir şeye odaklanamıyorsanız, uykusuzluk hastalığına yakalanmışsanız, kesinlikle bir uzmana danışmanızı nasihat ederim. Sizin gi­bi paydan yeni annelerin katılmış olduğu grup terapileri de işe yarayabilir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.