Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Sezeryan sonrası vaginal doğum SSVD

30.03.2021
36

Sezeryan Sonrası Vaginal Doğum SSVD Günümüzde sezaryenle doğum yapmış olan anne adayı rakamı, tarihte hiç bir zaman görülmemiş kadar yüksektir. Bunun en ehemmiyetli sebepleri arasında, bundan …

Sezeryan Sonrası Vaginal Doğum SSVD
Günümüzde sezaryenle doğum yapmış olan anne adayı rakamı, tarihte hiç bir zaman görülmemiş kadar yüksektir. Bunun en ehemmiyetli sebepleri arasında, bundan takribî 25 sene evvel Amerika’da “sezaryenin en iyi doğum biçimi olduğu” mevzusundaki düşüncesi özümseyen ve bu düşüncesi beynelmilel platforma taşıyarak değişik ülke hekimlerini de etkileyen ve dolaylı yoldan anne adaylarını ikna eden hekimlerin varlığı yer alır. Bundan tek etkilenmeyen ülkenin Almanya olduğu hipotez edilmektedir.

Amerika’da bu sezaryen “furyası” 1986′da maksimuma erişmiş olup, o zamanlar %30-40′larda olan sezaryen oranları, son senelerde düşüş göstermeye başlamıştır. Bu düşüşe en tesirli olan hadiselerden biri de sezaryen sonrası vajinal doğumun muhtemel olduğunun anlaşılması ve muayenehane gidişatı uygun olan anne adaylarına bunun uygulanmasıdır.

Ülkemizde de özellikle İstanbul’da sezaryenle doğum oranları bazı sağlık kurumularda dikkat toplayacak kadar yüksektir. Tıp Fakülteleri gibi, daha çok yüksek tehlikeli hastaların sevkedildiği merkezler hariç vazgeçilirse, özellikle özel sağlık kurumuların bir kısmında sezaryenle doğum oranları, klasik doğum oranlarından yüksektir.

Dünya Sağlık Teşkilatı DSÖ hem tehlikeyi düşük hem de tehlikeyi yüksek anne adayı rehabilitasyonu üstlenen bir merkezin vasati sezaryen oranının %17 olması gerektiği görüşünü korunmaktadır. DSÖ, bir merkezin sezaryen oranının bu oranın üstüne çıkması vaziyetinde, o merkezin “sezaryen yapılma sebeplerini tekerrür gözden geçirmesi gerektiği” görüşünü taşımaktadır.

Günümüzde çoğu merkezde oran %15-25 arasında değişmekte ve merkezlerin ehemmiyetli bir kısmında önde gelen sezaryen sebebi eskiki doğumun ya da doğumların sezaryenle asıllaşmış olmasıdır.

Sezaryen kararı verirken en ehemmiyetli faktör elbette kitabi bilgiler ve DSÖ bilgileri değil, doğuma destek eden şahsın başka bir deyişle bayan-doğum uzmanının o doğum hakkında taşıdığı histir. Anne ve bebek sıhhatinin mesullüğünü üstlenecek olan hekim elbette kararı kendisi verecektir. Bu karar da hekimin edindiği deneyimlere, doğumun yapılacağı yerin şartlarına, anne adayının ikna olması gibi etmenlerle yakından ilişkilidir.

Günümüzde hem anne hem de bebek açısından sezaryenin daha iyi olduğunu gösteren bilimsel bilgiler olduğu gibi, bunların karşısında yer alan, başka bir deyişle klasik doğumun hem anne hem de bebek sıhhati açısından daha iyi olduğunu gösteren çok daha fazla rakamda bilimsel bilgi bulunmaktadır. Ancak her hamilelik değişiktir ve bu surattan karar verirken teorik bilgilerle, anne adayının ve bebeğinin gidişatı birliktece ele alınmalıdır.

Sezaryen sonrası neden yeniden sezaryen?
Sezaryen ne kadar usulüne uygun olarak reelleşirse hakikatleşsin her seferinde uterusta bir “yara izi” vazgeçer. Bu yara izi de ne kadar iyileşirse iyileşsin, yeni bir hamilelikte uterus yine gelişmeye başladığında ve doğum eyleminde ortaya çıkan kasılmaların tesiriyle ortaya çıkan gerginlik sebebiyle açılmaya ve ileri vaziyetlerde yırtılmaya meyil gösterir. Bu açılma meyli özellikle evvelki sezaryendeki uterus kesisi cilt kesisiyle karıştırılmamalıdır “olağan” başka bir deyişle dikey olanlarda yüksektir. Ancak günümüzde sezaryenlerin ehemmiyetli bir kısmı “alt segment yatay kesi” ismi verilen uterus kesisiyle uygulanmaktadır. Alt segment yatay kesi iyileştiğinde yeni bir hamilelik ve doğum eyleminde bu cins kesiler çok daha az gerilir ve açılma ve yırtılma ihtimalleri çok daha düşüktür.

Daha evvel sezaryenle doğum yapmış bir anne adayında bu neden pelvis “çatı” darlığı gibi yeni hamilelikte de devam eden bir hadiseyse, zati aynı neden devam etmektedir. Bu sebeple belirgin pelvis darlığı olan bir anne adayı tüm doğumlarını sezaryenle reelleştirme vaziyetindedir. Ancak şu da öğrenilmelidir ki, belirgin pelvis darlığı asılda çok sık tesadüfülen bir gidişat değildir

Bir anne adayının geçirmiş olduğu sezaryen rakamı çoğaldıkça çoğalan tehlikeler nelerdir?
Sezaryen rakamı çoğaldıkça uterusa yapılan kesi rakamı çoğalır ve oluşan nedbe dokusu yeni bir hamilelikte gerilerek açılmaya ve yırtılmaya daha da duyarlı hale kazanç.

Sayı çoğaldıkça operasyona bağlı, ameliyatın natürel neticeyi olarak karın içinde ortaya çıkan yapışkanlıklar çoğalır. Bu yapışkanlıklar yeni bir operasyonda uterusa erişilmesini güçleştirebilir ve/veya uterusa erişilmeye çalışılırken mesane gibi komşu uzuvların yaralanmasına neden olabilir.

Sayı çoğaldıkça doğası gereği uterus kesisi yakınlarında mesken göstermeyi “beğenen” plasentanın doğum kanalına yakın ve hatta bu kanalı kapatacak biçimde yerleşme ihtimali çoğalır. Placenta previa ismi verilen bu gidişat, plasenta dokusu uterusun adale liflerinin içinde yerleştiği vaziyette accreata-”akreata” okunur daha da karışık bir hal alır ve cerrahi operasyonun seyrini güçleştirebilir ve oldukça karmaşık hale sokabilir.

Bir bayan maksimum kaç defa sezaryen olabilir?
Yukarıyada bahsedilen tehlikeler daha evvelden bir defa sezaryenle doğum yapmış bir kadının yeni bir hamilelik ve doğum eyleminde oranla az ortaya çıkarlar. Ancak özellikle ikinci sezaryen sonrasında üçüncü bir sezaryen uygulanan bayanlarda yukarıyada bahsedilen tehlikelerin rakamı sezaryen rakamı çoğaldıkça eksponansiyel “sayı çoğaldıkça her çoğalışta daha da süratli çoğalan” bir biçimde çoğalış gösterir. Ortadoğu ülkeleri gibi çocuk rakamının özellikle “ehemmiyetli” olduğu ülkelerde bayanlara 8 adet sezaryene kadar uygulandığı literatürde görülmektedir. Yeniden de bir bayan için olan manalı olanı ideal olarak iki, maksimum üç sezaryenle ailesini bitirmesidir.

Hangi ülkelerde SSVD uygulanıyor?

Amerikada %19.9, Norveçte %5.7, İsveçte %53 anne adayına SSVD önerilmekte ve uygulanmaktadır.

SSVD uygulanması için lüzumlu şartlar nelerdir?
Anne adayı SSVD mevzusunda istekli olmalı ve zorlanmamalıdır.

Anne adayının pelvis “çatı” yapısı klasik doğum yapmaya uygun olmalıdır.

Anne adayında uterus biçim bozukluğu, ya da evvelki doğumlarında uterusun yırtılması gibi bir gidişat mevzubahisi olmamalıdır.

Anne adayı daha evvelden yatay kesili bir ya da en fazla iki sezaryen geçirmiş olmalıdır.

Bu açıdan her çiftin sezaryen sonrası sağlık kurumundan taburcu olurken kendisine verilen operasyon anekdotunu muhafaza etmesi veya bunun verilmesini arz etmesi çok ehemmiyetlidir. Çünkü evvelki sezaryende yatay kesi kararı verilerek başlanmış bir sezaryen muhtelif sebeplerle dikey kesiye dönüştürülmüş olabilir ve bu da operasyon raporunda belirtilir. Böyle bir vaziyette SSVD’dan bırakmak gerekebilir.

SSVD uygulanacak merkezin şartları çok ehemmiyetlidir. SSVD uygulandığında tüm eylem süresince bebeğin kalp atışları ve uterus kasılmaları yakından izlenmeli, acil bir sezaryen için takım ve ameliyathane hazır bulunmalı, merkezde anne ve bebek yoğun bakım birimi bulunmalıdır. Çoğu vaziyette SSVD uygulanacak anne adayının kan grubuna uygun en az iki birim taze kan hazır bulundurulur.

Hangi vaziyetlerde SSVD uygulanması mahzurludur?
Daha evvel dikey olağan insizyonla sezaryen hikayesi

Uterusun doğum eyleminde yırtılması rüptür hikayesi

Daha evvel muhtelif sebeplerle uterusa yapılmış cerrahi operasyonlarda uterusa derin kesiler yapılmış olması myom işlemlerinde olduğu gibi.

Mevcut hamilelikte klasik doğumu güçleştirecek faktörlerin varlığı kocaman bebek gibi

Eskiki sezaryen sebebinin devam etmesi dar pelvis gibi

İkiz hamilelik, makat gelişi, miad geçmesi gibi nedenler bütün bir mani teşkil etmemekle beraber SSVD uygulanırken çok daha dikkatli olunması gereken gidişatlardır.

SSVD karar verildiğinde bunun zaferle sonuçlanma vajinal doğumun hakikatleşmesi ihtimali nedir?

SSVD için ideal koşullar taşıyan bir anne adayının sıhhatli bir biçimde vajinal doğum yapma ihtimali %75 etrafındadır.

Geriye kalan %25 anne adayında muhtelif sebeplerle SSVD yarıda kesilir ve sezaryenle doğuma geçilir. SSVD’nin yarıda kesilmesinin en ehemmiyetli sebepleri arasında doğum eyleminin yeterince süratli ilerlememesi yer alır. Bunun dışında daha önceki dikiş yerinin açılma ve yırtılma kuşkusu varlığında da doğum sezaryenle asıllaştırılır.

Daha evvelden yatay kesi ile sezaryen olmuş bir anne adayında uygun şartlar varlığında daha önceki kesi yerinin açılma ve/veya yırtılma ihtimali takribî binde iki-%1′dir.

Özetle sezaryenle doğum yapmış olmak, takip eden doğumların kesinlikle sezaryenle hakikatleşmesi gerektiği anlamına gelmez. SSVD evvelki sezaryeni fetal distres veya makat gelişi gibi o hamileliğe has bir sebepten uygulanmış anne adaylarının vajinal yoldan doğum tecrübesini yaşamaları için iyi bir alternatif teşkil eder. Ancak anne adayının hamileliği SSVD için uygun şartları taşısa dahi, SSVD uygulanacak merkezin şartları uygun değilse, takım SSVD mevzusunda deneyimli değilse, anne adayı SSVD mevzusunda istekli değilse ideal olanı sezaryen sonrası doğumun tekerrür sezaryenle reelleşmesidir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.