Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Lektinlerin atağı – büyük bir bilimsel kurgu

28.04.2021
22
Lektinlerin atağı – büyük bir bilimsel kurgu

D’adamo yalnızca hastalığa genetik yatkınlığın fotoğrafını çiz­mekle kalmıyor, ona göre bilimsel olan kendi gözlemlerine katlanarak, her kan grubu için emin gıdaları iyi ya da makûs …

D’adamo yalnızca hastalığa genetik yatkınlığın fotoğrafını çiz­mekle kalmıyor, ona göre bilimsel olan kendi gözlemlerine katlanarak, her kan grubu için emin gıdaları iyi ya da makûs olarak niteliyor. Bazı yüksek kalorili besinlerin bazı kan gruplarında kilo vermeye neden olduğunu, bazı az kalorili, bol yiyecekli besinlerin ise kan grubuna bağlı olarak kilo alımına neden olduğunu iddia etmektedir. Yalnızca şahsın kan grubuna katlanarak, gıda alternatifleri, nebatsal ilaçlar, bitirici tasarıları, egzersiz programları, antibiyotik seçimleri ve bir sürü başka özel nasihatte bulunmaktadır. Bir dereceye kadar hepi­mizin değişik olduğu doğrudur; ama, bu farklar karışıktır ve kırmızı kan hücrelerimizdeki birkaç glukoproteinden daha aşırısı tarafından tanımlanırlar.
Suratlarca gıdada bulunan nebatsal lektinlere duyarlılığın kan grubu tarafından tanımlandığı mevzusundaki esas argümanı için bir tane dahi bilimsel referans göstermemektedir. Kuramı, emin gıdalarda bulunan ve yanlış kan grupları tarafından harcandığında ciddi hastalıklara, hatta vefata yol açabilecek proteinler olan lektinler üzerine kurulmuştur. Yanlış bir yiye­cek, yanlış bir kan grubu tarafından harcandığında, öbür ciddi ve kansere neden olan farklılıklarla beraber, kırmızı kan hücrelerinde kümeleşme olduğu iddiasında bulunur. Bu kitabı okuyan hastalar, şayet D’adamo’nun onların kan grubu için riskli olduğunu iddia ettiği bir gıda yediyseler, yaşam­larından evham ederek büroma kazançlar. Ama D’adamo tarafın­dan sunulan bilgi ile, bilimsel literatürde mevcut olan bilgiler karşılaştırıldığında, yanlışlık ortaya çıkmaktadır.
Yeniden D’adamo’nun söylediklerinin bir kısmı doğrudur, ama yorumu o kadar mübalağalı ve deformedir ki iddialarını neredeyse tamamen kıymetsiz hale getirmektedir. Tam lektinler toksik değildir; hatta çoğu besleyicidir ve ehemmiyetli yararlı tesirleri vardır. Yalnızca bazı lektinler gerçekten toksiktir, misalin bar-bunyadakiler, bu sebeple yemeden evvel pişirilerek bu zehirli madde­ler yok edilmelidir. Fakat öbür lektinlerin çoğunun, misalin domates lektinlerinin, hasarsız olduğu gösterilmiştir. Nebatsal lektinlerin bereketli tesirleri, anti-ur ve anti-kanser etkinliklerde bulunmaları, başka bir deyişle kanserojenler tarafından kanserin başlamasını yasaklamalarıdır. Nebatsal lektinlerin en sihir­leyici ve meblağlı bir biçimde gözlemlenen biyokimyasal tesir­lerinden biri, anormal ya da kötücül hücrelerdeki protein sen­tezini yasaklamaları, ama bunu basmakalıp hücrelerde yapma­malarıdır. Gelecekte kanserin rehabilitasyonu için yararlı bir vasıta olarak kullanılabilirler.
D’adamo kitabının 27. sayfasında “lektinlerin farklı kan grupları üzerindeki tesirleri yalnızca bir kuram değildir. Bilimsel belirtilere sabretmektedir,” demektedir. Açıklamasına göre, vardığı bu netice hastalarının idrarlanndaki indican ürenin bir personeli ölçümlerine sabretmektedir. Oysa idrardaki indican, antivücut-antigen tepkinini ya da kümeleşmeyi göster­mez.” Bu modası geçmiş test güvenilmezdir ve emilmeyen protein tarafından etkilenir. D’adamo ayrıca, vardığı netice­ların, besinlerden elde edilmiş lektinlere maruz vazgeçilen kanda gördüğü kümeleşmeye katlandığını iddia etmektedir. Mikroskop altında kümeleşmenin ehemmiyetli bir şey olduğunu sanmayın; kanımızın bedenden alınıp havayla temas ettiğinde zati kümeleşmesi gerekir. D’adamo’nun haklı olmayan so­nuçlarına ve iddialarına bilimsel demesi, tam asıl bilim adamlarına yapılmış bir hakarettir.
D’adamo’nun kitabının pozitif bir yanı, bazı gıdalardaki lektinlerin riskleri ve aramızdan kimilerinin onlara karşı genetik olarak duyarlı olabileceği mevzusunda milleti bilinçlendirmesidir. Lektinlerin hastalıklara katkısı olup olmadığı mevzusu tartışmalıdır, ama belirtiler bu istikamettedir. Bu incelen­ması gereken kıymetli bir noktadır ve D’adamo’nun kitabı bu mevzuda daha fazla araştırmaya yol açacaktır.
Bir Hayli lektin, hassasiyeti olan şahıslar için eforlu alerjen-lerdir ve IgE tipik alerji kan testiyle görülemeyen gıda duyarlılıklarını kısmen açıklayabilirler. Romatizmal artrit gibi otoimmün hastalıklar özellikle alaka çekicidir, kuşkuları doğrulayacak biçimde bir hayli romatizmal artrit hastası muhtelif besinler yedikten sonra makûslaşma tepkinleri gösterir­ler.
Perhize duyarlı romatizmal artrit hastalarının çoğu için en yaygın tetikleyici besinlerden biri buğdaydır. Buğdaydaki lektin, romatizmal artrit hastalarının eklemlerinde bulunan bir molekül olan nasetil glukosamin’e çekim dinlerler.” Buğday, darı, soya ve süt mahsulleri romatizmal artrit hastaları için tipik sızı tetikleyicileridir.
Bir Hayli şahıs buğday ve süt mahsullerine duyarlıdır. Kan gru­plarına bağlı olmaksızın, buğday ve süt mahsullerini perhizle­rinden çıkardıkları ya da ölçüsünü eksilttikleri zaman kendi­lerini daha iyi sezer ve daha az alerjik tepkin gösterirler. Buğday ve süt mahsullerini kıstıkları zaman kendilerini iyi his­setmelerinin sebebi olarak, D’adamo’nun kan tipi kuramını gösteremeyiz.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.