Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Rehabilitasyonnin anlaşılması ve yönetimi

30.05.2021
45

Günümüzde diyabetin dermanı bulunmasa da, çok başa­rılı rehabilitasyon yöntemleri mevcuttur. Diyabet rehabilitasyonu bireyden bireye ve sahip olunan diyabet tipine göre değişir. “Daha Öncekinden diyabet, bireynin hayatına pek …

Günümüzde diyabetin dermanı bulunmasa da, çok başa­rılı rehabilitasyon yöntemleri mevcuttur. Diyabet rehabilitasyonu bireyden bireye ve sahip olunan diyabet tipine göre değişir.

“Daha Öncekinden diyabet, bireynin hayatına pek çok sınırla­ma getirirdi, ama artık bu konuda daha değişik bir anlayış mevcut. Hastalık, şahıslar üzerinde daha öncekisi ka­dar sınırlayıcı değil ve her şey günlük hayatla da­ha bağdaşabilir bir hale geliyor.”
“Diyabet artık kontrol altına alınabildiğine göre çok büyük bir sualn olmaktan çıktı, insülinin bun­da önemli bir rolü var.”
“Hap alırken kendimi hasta gibi seziyordum. İn-süline geçtikten sonra her şey çok daha iyi oldu.”

Bu bvefatta, rehabilitasyonda kullanılan ilaçlar, sağlıklı beslen­me ve fiziksel etkinlikler de dâhil olmak üzere, değişik teda­vi tipleri üzerinde duracak ve diyabetli şahısların rehabilitasyona başladıklannda kendilerine ne gibi gayeler koymaları gerektiğini tartışacağız.

İlaç rehabilitasyonunin anlaşılması ve yönetimi
Tip 1 diyabet, insülin iğnesiyle rehabilitasyon edilir ve bireye sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz öneri edilir. Tip 2 diyabette ise, sağlıklı beslenme ve egzersiz veya sağlıklı beslenme, egzersiz ve ilaç kullanımının bir arada olduğu bir rehabilitasyon uygulanır. Tip 2 diyabeti olan şahıslar tamamen insüline “bağımlı” olmasalar da, zaman zaman buna ihti­yaç duyabilirler. Diyabet teşhisiniz yeni konmuşsa, bu fik­re alışmanız belli bir zaman alabilir. Ama doğru balakalarla ve doktorunuzun ya da diyetisyeninizin dayanağıyla kısa zamanda bu vaziyetle baş edebileceğinizi ve daha öncekisi gibi sağlık­lı bir yaşam sürdürebileceğinizi görürsünüz.

Doktorunuz size, kendi kendinize ngerçek iğne yapacağı­nızı ve durumunuzu tesirn bir biçimde ngerçek yöneteceğinizi gösterecektir. Belli noktalan netleştirmek için doktorunuz­la çok sık görüşmek zorunda olmak sizi endişelendirmesin. Aklınıza takılanları sormaya çekinmeyin. Sual sormanız ve öğrendiklerinizi iyice “hazmedinceye” kadar kendisine danışmanız doktorunuzun da hoşuna gidecektir.

İlaçlar
Tip 2 diyabet için dört ana ilaç grubu mevcuttur: Sülfo-nilüre, biguanid, acarbose ve thiazolidinedione. Bunların hepsine genel olarak oral hipoglisemik ajanlar OHA denir. Bu ilaçlar tek başına veya bir arada alınabilir. Tip 2 diyabe­ti olan pek çok insan, bu ilaçların sağlıklı bir beslenme dü­zeniyle birlikte diyabeti kontrol altında tuttuğunu görmüş­cins. Ancak, bireye hangi kombinasyonun veya dozun uy­gun olduğunu tespit etmek için biraz zaman gerekebilir.

İlaçların hepsi değişik işlevlere sahiptir.- Bazdan pankreasın daha fazla insülin üretmesini, bazılan da üretilen insülinin daha iyi kullanılmasını sağlar. îlaçlann bir kısmı da, bağır­saklardan glikoz emilim hızını yavaşlatır. Birey için en uygun ilacın hangisi olduğuna hekim karar verir. Hekim, birden fazla ilaç da yazabilir. Aynca bireye ilaçlann işlevi, ne za­man alınacağı, kandaki ve idrardaki glikoz seviyelerinin na­sıl takip edileceği hekim veya hemşire tarafından tarif edilir.

* insüline başlamak, benim için hayli moral bozu­cuydu. İyiye gittiğimi düşünüyordum, Insüline başla­yacaksın ’ denilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı.”

İlaçlar kan şeker seviyenizi normal kıymetlere düşürmeye yetmeyebilir. Bu gidişatta ilaçlann yanında insüline geç­meniz veya ilaç yerine yalnızca insülin almanız öneri edi­lebilir. Bu sık rastlanan bir gidişattır ve bir kusurunuzun olduğu veya kendinize iyi bakmadığınız anlamına gelmez.

İnsülin
Tip 1 diyabeti olan şahıslar hayatlarının sonuna kadar insü­lin iğnesi kullanmakla birlikte, doğru ve dengeli besinlere da­yalı sağlıklı bir beslenme düzenine de riayet etmelidirler. Ay­nca genel sağlık açısından ve diyabet komplikasyonlannı en­gellemek ismina egzersiz yapmalan da öneri edilmektedir.

‘Neden insülin iğnesi olmam gerekiyor? ’
İnsülinin kan dolaşımına geçmesi için en tesirn yol bu­dur. Midedeki sindirim salgıları bu maddeye hasar verdiği için insülin ağızdan alınamamaktadır.

‘Hangi çeşit insülinler mevcuttur? ’
İnsülinler arasındaki temel değişiklik, tesir etme hızlanan­dadır. Kısa, orta ve uzun vadede tesir eden insülinler mevcuttur. Kısa vadede tesir eden insülin, saydam ve renksiz­dir. Öteki ikisi ise, insülinin ten altından emilimini yavaş­latmak için katkı maddeleri ihtiva ettiğinden saydam değil­dir. Kısa ve orta vadede tesir eden insülini, tek enjektör içinde beraber kullanmak mümkündür ancak saydam in­sülini herhangi bir saydam olmayan insülinle pislememe­ye dikkat etmek gerekir. Bu nedenle, enjektöre her zaman önce saydam insülin çekilmelidir.

Şayet insülini kanştırmak sizin için güçse, içinde değişik oranlarda hem kısa hem de orta vadede tesir eden insülin bulunan hazır insülin preparatlannı kullanabilirsiniz.

‘Neden günde birkaç kez insülin enjekte etmem ge­rekiyor? ’
İnsülin rehabilitasyonunin emeli, bedenin natürel insülin ihtiya­cını karşılama şeklini olabildiğince benzer biçimde taklit et­mektir. Diyabeti olmayan bir bireynin bedeninda, yiyecek alı­mına tepki olarak pankreas tarafından insülin salgılanır. Öğünler arasında kan şekeri seviyesi düşerken, insülin se­viyesi de düşüşe geçer. Ancak kan dolaşımındaki insülin, hiçbir zaman bütün olarak sıfıra inmez ve insan bedeninda 24 saat içerisinde hiçbir zaman, kan dolaşımında algılanır seviyede insülin bulunmaması laf konusu olmaz. Kendini­ze insülin iğnesi yaptığınızda hedeflediğiniz şey, pankrea­sın natürel insülin yapım düzenini aynen taklit etmektir.

Birçok insan, üç ana öğünden önce kısa vadede tesir eden üç enjeksiyona ek olarak, uykudayken kan şekerini kontrol altına almak için gece vaktinde orta veya uzun va­dede tesir eden insülin alır. Aynı derecede yaygın ve başa­rılı bir sistem de, günde iki kere kısa ve orta vadede tesir eden enjeksiyon karışımı uygulamaktır. Kısa vadede tesir eden insülin, az bir müddet sonra yiyeceğiniz yemeği, örneğin kahvaltıyı veya akşam yemeğini kontrol altına alırken; orta vadede tesir eden insülin, öğle yemeğini veya gece ya­nsı kan şekerini kontrol altına alır. Birçok insan buna ben­zer sistemleri senelerdir sıkıntı sürüklemeden kullanmaktadır.

Şayet kendinize günde birkaç kere enjeksiyon yapmaya alışamayacaksanız veya bedeninuz insülin ihtiyacınızı karşılamada kısmi bir beceriksizlik gösteriyorsa, yalnızca bir ve­ya iki orta veya uzun vadeli enjeksiyon ile insülin ihtiya­cınızı giderebilirsiniz.

‘Enjeksiyonu nereden ve ngerçek yapmalıyım? ’
Hizmet aldığınız müessesedeki uzmanlar, size enjeksiyon-lannızı nereden ve ngerçek yapacağınızı göstereceklerdir. Bu­gün çoğu birey, tek kullanımlık plastik enjektör ve iğneleri seçim etmektedir. İnsülin enjeksiyon kalemleri de, en çok kullanılanlar arasındadır. Enjeksiyon kalemlerinin hepsi­nin çalışma prensibi genel olarak aynıdır. Geriye yalnızca, hangisinin sizin için en iyi uygun seçenek olduğuna karar vermek kalmaktadır.

İnsülini damara ya da adaleye değil, ten altına enjekte et­mek gerekir. Baz şahıslar, fazla tenne girdikleri için, insülini yanlışlıkla ten altındaki adaleye verirler. Özellikle zayıf bireyle­rin, iğneyi tene sokma derecesini doğru ayarlaması daha güç olabilir. En basit yöntem, teni iki parmakla sıkıştıra­rak, yükselen kısma 90 derecelik açıyla iğneyi yapmaktır. Tennizi çok fazla sıkıştırmamaya dikkat edin, aksi takdirde iğne canınızı yakar! İnsülinin adaleye geçmemesini sağlamak üzere üretilmiş değişik breylerde iğneler vardır. Bu noktada doktorunuz size uygun nasihatte bulunacaktır.

Yine sağlık uzmanlan tarafından, enjeksiyon için en uygun bölgeler hakkında bilgilendirileceksiniz. Genelde en uygun bölgeler, baldırlann üst kısımlan, kalça ve karındır.

Önemli bir öteki husus da, aralıksız aynı yerin kullanılma­masıdır. Aksi takdirde ufak bir şişlik oluşup insülinin emiliminde birtakım sualnlar ortaya çıkabilir. Orta ve uzun vadede tesir eden iğneler için, baldır ve kalçalar; kısa müddet­de tesir edenler içinse kann bölgesi daha uygundur.

‘Enjeksiyon can yakar mı, iz bırakır mı? ’
Senelerdir kendilerine enjeksiyon uygulayanlar, hiç acı hissetmediklerini söylerler fakat yeni başlayan birçok birey başta bu iğneleri biraz can yakıcı bulmaktadır. İğne yapar­ken mümkün olduğunca gevşeyin ve size şovlan tekni­ği uygulayın. Bazı şahıslar, teni birkaç saniye buzla ovma­nın acıyı yok ettiğini söylerler. Siz de bu yöntemi uygula­yabilirsiniz. Zamanla iğnenin daha az can yakıcı olduğu­nu göreceksiniz. Şayet duyduğunuz acıda herhangi bir eksilme olmazsa, bir sağlık merkezine başvurabilirsiniz.

İnsülin iğneleri oldukça ince olduğu için genellikle iz bı­rakmaz. Bazen enjeksiyonun ardından az ölçüde kana­ma veya ufak bir yara oluşabilir fakat bu endişelenmeni­zi gerektirecek bir gidişat değildir. Muhtemelen enjeksiyon esnasında iğne, ten altında ince bir damara denk gelmiş­tir. İnsülinin doğrudan kan dolaşımına karışması neredey­se imkânsızdır, bu yüzden küçük kanamalardan dolayı endi­şelenmenize gerek yoktur.

İlaç rehabilitasyonu hakkında nbitkilar
* Tip 2 diyabet için ilaç rehabilitasyonu faydalıdır.
* Diyabet rehabilitasyonunde kullanılan tabletlerin değişik değişik tesirleri vardır.
* insülin rehabilitasyonu, tüm Tip 1 diyabetliler için zorunludur.
Birçok Tip 2 diyabetli de buna gereksinim dinler. O Günde 2 ila 4 defa enjeksiyon yapmak zorunludur. O Enjeksiyon nadiren şişlik oluşturur veya iz bırakır.

* İnsülin iğneleri, kısa, orta ve uzun vadede tesirli şek­lînde üç gruptur.
* İçinde değişik oranlarda hem kısa hem de orta vade­de tesir eden insülin bulunan önceden karıştırılmış hazır insülin preparatları mevcuttur.

Sağlıklı beslenme düzenine geçmek
Neden yediklerinizi değiştirmeniz gerekir?
Beslenme biçiminizin sağlığınız üzerinde tesiri vardır. Çoğu insan “zaten sağlıklı beslendiği” fikrini taşısa da, gü­nümüzde özellikle Batı dünyasında yaşayanlann çoğunlu­ğu, aşın kalorili ve çok ölçüde besin harcamaktadır. Bu da, yüksek kolesterol seviyesi, aşın kilo hatta kalp krizi gi­bi sonuçlara yol açmaktadır.

Hangi tip diyabetiniz olursa olsun, yediklerinize dikkat etmek kan şekeri seviyenizin dengelenmesine takviyeci olur. Bu yüzden uygulayacağınız perhiz, rehabilitasyonnizin vazge­çilmez bir parçasıdır. Fakat takip etmeniz gereken perhiz, kesinlikle lezzetli besinlerden tamamen vazgeçmeniz gerektiği anlamına gelmez. Beslenme alışkanlıklannızı değiştirmek, çok özel bir perhize uymak değil, yalnızca herke­se önerilen sağlıklı beslenme rejimini uygulamaktır.

Sağlıklı beslenmek sizi şu tehlikelerden korur:
* Diyabete bağlı komplikasyonların oluşma olasılığı bü­yük miktarda eksilir.
* Kolesterolünüzün düşmesiyle kalp hastalıkları, tansiyon ve kilo problemlerinden korunmuş olursunuz.
* Bazı illet hastalıklere yakalanma tehlikeyiniz düşer. illet hastalık va-kalannın üçte ikisine yediklerimiz sebep olur.
* Arteritten büyük miktarda korunmuş olursunuz.

Sağlıklı beslenmenin diyabete faydası ne?
Alttaki tablo bkz. Biçim 2, sağlıklı bir beslenme dü­zeni için hangi gıdaya ne kadar ağırlık vermek gerekti­ğini göstermektedir. Tabloda genel kabul gören beş yiye­cek grubu temel alınmıştır. Bu tablo, sağlığınız için en çok tat aldığınız besinlerden vazgeçmeniz gerekmediğini gösterir. Sağlıklı bir beslenme düzeni, dört ana gruptaki yi­yecekleri doğru bir dengede, her gün harcamayı ve buna ek olarak yağlı-şekerli besinlerden de yalnızca bir tanesini az ölçüde yeme iznini kapsar. Şayet besinlerinizi bu oran­da seçerseniz, beslenme ihtiyacınızı karşılamış olursunuz. Aklınızdan çıkarmamanız gereken husus şudur; yediğiniz her şey -hem ana hem de ara öğünler- beslenme dengeni­ze bir ilave etmede bulunur.

* Öğünlerinizde nişastalı besinlere yer bilgin. Bunlar; ek­mek, patates, pirinç, makarna, erişte, hububatlar, kraker ve kahvaltılık gevreklerdir. Böylece nişasta, lif, vitamin özellikle B vitamini ve mineral almış olursunuz. Hem de, nişastalı yiyeceklerin glikoza dönüşmesi daha uzun sür­düğü için kan şekeriniz daha geç ve daha yavaş yükselir.

* Günlük en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketin.
Özellikle taze meyve ve sebzeleri seçim edin. Ancak konserve meyve-sebzeler ile meyve suyu ve kurutul­muş meyveleri de tüketebilirsiniz. Kahvaltıdan akşam yemeğine kadar her öğüne sebze veya meyve ilave edin. Bunlar vitamin, mineral ve lif kapsar. Antioksidan vitaminlere sahip A, C, E vitaminleri meyve ve sebze­ler sizi kalp hastalıkları ve illet hastalıke karşı da korur.

* Miktarlı ölçüde süt ve süt ürünleri tüketin. Süt ürünle­ri, kalsiyum ve prbitkiein ile A ve B vitaminlerini kapsar. Ancak mümkün olduğunca bu ürünlerin az yağlı olan-lannı seçim edin.

* miktarlı ölçüde et ve balık tüketin. Et ve balık tüketi­minde de, yine az yağlı seçeneklerden yana seçimde bu­lunun. Bunlar; yağsız et, tavuk ve balıktır. Haftada en az iki kez balık yemeye çalışın. Prbitkiein ihtiyacınızı karşılamak üzere et yerine bakliyat da tüketebilirsiniz. Aynca yanında bakliyat almak suretiyle etin daha bes­leyici olmasını sağlayabilir ya da yalnızca bakliyat tüke­terek, et tüketiminizi aza indirebilirsiniz.

* Yağ ve yağlı-şekerli gıda tüketiminizi üyelen. Kalp hastalıklan, tansiyon, kolesterol ve fazla kilo gibi prob­lemler göz önünde bulundurulduğunda, beslenme yo­luyla alınan yağ oranını eksiltmenın zorunluluğu ortaya çıkmaktadır. Yağ kapsayan yiyeceklenn besin kıymeti sınırlıdır ve ihtiyacınız olan yağı, süt ve süt ürünleri ile etten de alabilirsiniz. Margarin ve kızartma yağlarını kullanma­yın. Yağlı ve şekerli abur cuburlardan mümkün oldu­ğunca uzak durun; hatta bunları hiç yemezseniz daha iyi olur. Yemek hazırlarken ve pişirirken yağsız yöntem­leri seçim edin.

Yağ tüketimi
Harcadığımız yağlar genel olarak ikiye aynlır:
* Doymuş yağlar. Bedenimize ne kadar çok yağ girerse o kadar çok kolesterol üretiriz. Kolesterol kanımızda bi­rikir ve kalp hastalığı oluşma tehlikeyini çoğaldırır. Doymuş yağlar, en çok süt ürünlerinde ve et gibi hayvansal gı­dalarda bulunur. Ayrıca, hindistancevizi yağı gibi bazı bitkisel yağlarda, margarinde, pasta, bisküvi, çikolata ve pudinglerde kullanılan yağlarda da doymuş yağ var­dır. Bu yağ cinsi, yiyecek etiketlerinde “hidrojene nebati yağ” olarak geçer.
* Doymamış yağlar. Bu grup, tekli doymamış yağlan ve çoklu doymamış yağları kapsar. Bunlar bedenin belirli
vitaminleri alabilmesi için az ölçüde de olsa zorunludur ve yemekleri daha lezzetli hale getirir. Fakat yine de, bu yağlar da yüksek kalorilidir. Doymamış yağlar, ayçiçe­ği, mısır ve soya yağında, zeytinyağında, “doymamış yağlar açısından zengin” diye belirtilen yumuşak mar­garinlerde, fındık ve cevizde, alabalık, sardalye gibi yağ­lı balıklarda bulunur.

Beslenmenizde doymuş yağ yerine doymamış yağlara ağırlık vermek için
* Ekmeğe sürmek için çoklu/tekli doymamış yağ kapsayan margarinler kullanın.
* Yemek pişirirken çoklu/tekli doymamış yağları seçim edin.
* Kanşık bitkisel yağları kullanmamaya çalışın. Çünkü bunlarda doymuş yağ oranı yüksek olabilir.

Yeni Bir Başlangıç
Beslenme düzeninizde farklılık yapmak; alışveriş ve yemek yapma gibi uzun soluklu alışkanlıklannızda ve da­mak tadınızda azımsanmayacak değişiklikler olması anlamına kazanç. Ancak yapacağınız farklılıklar, sizi daha sağlıklı bir hayata taşıyacaktır. Geçiş aşamasında problem yaşamamak için, yeni beslenme biçiminizin sizi gözeteceği veya ortaya çıkmasını engelleyeceği problemler üzerinde düşünün. Böy­lece sağlıklı beslenme konusundaki kararlılığınız çoğalır.

Başarılı bir geçiş dönemi için ngerçek plan bir yap­manız gerekir?
Alttaki önerilerden size takviyeci olabileceğini dü­şündüklerinizi işaretleyin. Aklınıza gelen başka öneriler olursa onları da listeye ekleyin.
* Buzdolabınızda sizi yanlış şeyler yeme konusunda tetik-leyecek gıdalara yer vermeyin.
* Alışverişe çıkmadan önce liste planlayın. Böylece yal­nızca gereksinim duyduğunuz şeyleri almış olursunuz.
« Yanınızda ve arabanızda perhizinize uygun atıştırmalık gıdalar taşıyın.
* Günlük yemek saatlerini önceden planlayın.
* Gerektiğinde bir yakınınızdan sizi yeni beslenme düze­niniz hakkında cesaretlendirmesini isteyin.
* Yemek pişirirken tatmamaya özen şovn. Çünkü bu, fazla yemenize sebep olabilir.
* Yemeğe afaki önem vermekten kaçının.

İşler Zorlaştığında Ne Yapacaksınız?
Bazen bu yeni düzeni aralıksız kılmak size güç gelebilir. Yapacağınız farklılıkların, günlük yaşamınızın bir parça­sı haline gelmesi biraz zaman alabilir. Yeme alışkanlıklan-nı yeniden düzenlemeye çalışan pek çok birey, arada, uygu­ladığı perhizle uyuşmayan küçük tefek yanılgılar yaptığını fark eder. Bu yanılgılar ve ufak kaçamaklar kimi zaman bireynin hassasiyetini arttınp, perhizden tamamen bırakmasıyla so­nuçlanabilir.

Yeni beslenme düzeniniz konusunda cesaretlendirilme­ye ihtiyacınız olduğunda, sizi uyguladığınız perhize mbitkiive edecek şeyler yapın:

* Sizi cesaretlendirmesi için anlaştığınız arkadaşınız ya da yakınınızla konuşun.
* Kendi kendinize, yeni düzene sadık kalırsanız sağlığınız açısından ne gibi faydalar göreceğinizi hatırlatın. Bunla-n uzun ve kısa dönem faydalan olarak detaylandınn.
* Bugüne kadar elde ettiğiniz başarıları düşünün.
* Basanlarınız için kendinizi ödüllendirecek sağlıklı yollar bulun.
Beslenme Biçiminizi Değiştirmek
* Öğünlerinizi düzenli hale getirin. Günlük öğünlerinizi düzenli hale getirin ve hep aynı saatlerde yiyin. Böyle­ce kan şekeri seviyenizi normal seviyede yakalamanız ko­laylaşır.
* Yağı azaltmaya çalışın. Kızarmış ve yağlı besinlerden uzak durun; tereyağı, margarin, peynir ve yağlı yiye­cekleri mümkün olduğunca az tüketin.
* Nişasta ve karbonhidrat kapsayan yiyeceklerin yüksek lif oran­lı olanlarını seçim edin. Ekmek, pirinç, makarna, pata­tes, un, mısır, mercimek, kuru fasulye, nohut gibi yiye­ceklerin içindeki nişasta bedenimizde glikoza çevrilir, ancak bu tip besinlerin içindeki nişastanın glikoza çevrilmesi yavaş olduğu için, kan şekeriniz daha geç ve daha yavaş yükselir. Baklagiller, lifli olduklarından sizin için daha uygundur çünkü lif, karbonhidratlann emili-mini yavaşlatır.
* Şeker alımım üyelen. Şeker kapsayan yiyeceklerden, bonbon ve şekerleme stili abur cuburlardan ve şekerli içecekler­den uzak durun. Şekeri eksiltilmiş konserve besinleri ve yapay tatlandırıcıları tüketebilirsiniz.
* Tuz alımım üyelen. Daha fazla baharat kullanarak tuz alımınızı azaltın. Her gün yemeğinize biraz daha az tuz ekleyin.
* Özel diyabetik yiyeceklerden kaçının. Bu cins yiyecekler pahalı olduklan gibi sağlık açısından çok belirgin bir farklan yoktur. Üstelik yiyip içtiklerinizin diyabetik olduğunu düşünüp sının aşabilirsiniz.
Yeme alışkanlıklannı yeniden düzenlerken, asıldan ulaşılabilecek gayeler belirleyin. Mbitkiivasyon ve şevki, ba­san kadar çoğaldıran bir şey yoktur. Perhizinize sadık kaldığı­nızı gördükçe rehabilitasyona inancınız çoğalır. Bunun sağlığınız üzerindeki tesirlerini ek bir fayda olarak değerlendirin.

Sağlıklı bir perhizin kilit noktaları
* Düzenli olarak yemek yiyin.
* Her öğüne, mümkünse yüksek lifli, nişastalı bir yiyecek ilave edin.
* Yağ tüketimini azaltın.
* Şeker tüketimini azaltın.
* Beden ağırlığınızı sabit tutmaya ve fiziksel etkinlikle-re ağırlık vermeye çalışın.
* Tuzu az kullanın.
* İçki kullanmayın.

Dışanda yemek yemek ve tatiller
* “Seyahat etmem veya iş değiştirmem gerekti­ğinde, diyabetim olduğu gerçeğini değerlendir­meye almalıyım. Ancak bu gidişat aralıksız olarak kafamı meşgul etmiyor. Yine de, diyabetiniz varsa aralıksız bir şeyler öğreniyorsunuz.**

Dışanda yemek
Giderek daha fazla öğünü konutumuzun dışında geçiriyoruz. Bu arada ya çabucak bir restoranda yemek yiyor ya da fast food ’la geçiştiriyoruz. Hazır yiyecekler, konutta yapılanlara kı­yasla daha yağlı ve tuzlu olduklan gibi daha az lif banndı-nr özelliktedir. Aralıksız olarak dışanda yemek yemiyorsanız, arada bir restorana gitmeniz büyük bir problem değildir. Ancak düzenli olarak dışanda yiyorsanız, düşük yağlı seçe­nilaveler aramalı, tereyağı veya krema kapsayan, kızartılmış ve­ya yağda pişirilmiş yiyeceklerden kaçınmalısınız. Çünkü bun­lar hazırlanış biçimleri nedeniyle yağ yüklü besinlerdir.

Kimi zaman dost davetleri de probleme dönüşebilir. Sizi evine davet eden ve sizin için lezzetli yemekler yapa­rak zahmete giren arkadaşlarınızı geri çevirmeye utanabi­lirsiniz. Şayet onlara diyabetinizin olduğunu ve yüksek şe­ker ve yağ ihtiva eden yiyeceklerden kaçınmanız gerektiğini baştan söylemiş olursanız, muhtemelen böyle bir tabloyla karşılaşmazsınız.

Tatil ve seyahat
Tatile çıktığınız zaman da aynı beslenme kaideylen geçer­lidir. Gittiğiniz yerde ikram edilen besinleri tanımıyorsa­nız, içinde neler olduğunu sormaya çekinmeyin. Bazı hava yolu işletmeleri, mönülerine “özel diyabetik” besinleri dâ­hil ederler. Aslında bu cins besinlerden kaçınmanız daha iyidir çünkü bunlann kapsadığı karbonhidrat oranı çok düşük olabilir. Yemek işletmeleri genellikle aslolanın karbonhidrat­ın kesmek değil de, denge oluşturmak olduğunu dikkate almazlar. Yolculuk esnasında yanınıza aşırıdan karbonhid­ratlı gıda alırsanız, gereksinim duyduğunuzda yiyebilirsiniz.

Toplantılar
Önceden biraz düşünüp planlayarak istediğiniz toplan­tıya katılabilirsiniz. Göz önünde bulundurmanız gereken şey, yemek saatinizde yaşanacak farklılığa göre bir ayar­lama yapmaktır. Muhtemelen o gün, akşam yemeğiniz her zamankinden daha geç bir saate sarkacak ve yine her za­mankinden biraz daha değişik yemekler yiyeceksiniz. însü-lin veya hap rehabilitasyonu görüyorsanız, bu farklılıkları dikka­te alarak önlem alabilirsiniz. Katılacağınız toplantı fazla­dan fiziksel efor harcamanızı gerektirecekse, biraz daha fazla yemeye gereksinim duyabilirsiniz. Rutin dışı etkinlikler, ne kadar enerji harcadığınıza bağlı olarak belirlenecek ölçüde ekstra karbonhidrat almanızı gerektirebilir.

Fiziksel etkinliği çoğaldırmak
Diyabeti olmayan bir birey egzersiz yaptığında, kandaki glikoz seviyesinin artmasına yol açan hormonlar üretilir­ken, pankreasın insülin salgılaması durur. Ancak insülin veya sülfonilüre tabletleri aldığınızda, insülin seviyeniz

yükselmeye devam eder ve çalıştırdığınız kolunuza veya bacağınıza enjeksiyon yaparsanız, insülin her zamankin­den daha çabuk emilir.

Egzersiz neden diyabetli insanlar için daha önemlidir?
Egzersiz herkes için önemlidir. Daha sağlıklı olmamızı ve kendimizi iyi sezmemizi sağlar; formumuzu koruma­mıza takviye eder, kalp hastalığı tehlikeyini eksiltir, kilo kontro­lüne destek olur ve kaslanmızm gücünü çoğaldırır. Aynca be­denimizi geliştirerek hayata daha pozitif ve sağlıklı bir gözle bakmamızı sağlar.

Egzersiz, diyabetli insanlar için daha da faydalıdır. Her şeyden önemlisi, düzenli egzersiz, kandaki glikoz seviyesinin kontrolüne takviyeci olur. Düzenli egzersiz, hücrele­rin insülin hassasiyetini çoğaldırır. Böylece düzenli olarak eg­zersiz yapan Tip 1 diyabetli şahıslar, kanlanndaki şeker se­viyesini daha ufak ölçülerde insülin kullanarak kon­trol altında tutabilirler. Aynı şey, insülin veya ağız yoluy­la diyabet ilacı alması gereken Tip 2 diyabeti olan şahıslar için de geçerlidir. Egzersizin bir öteki faydası da, kandaki yağ seviyesinin düşmesine takviyeci olmasıdır. Böylelikle felç ve kalp krizi tehlikeyi eksilir.

Orta şiddetli egzersiz esnasında, önce adalelerde depola­nan glikoz kullanılır. Daha sonra adaleler kandaki glikozu kullanmaya başlarlar. Böylelikle kandaki glikoz miktan evreli olarak düşer. Egzersizden sonra bile, kandaki gli­koz miktan düşmeye devam eder çünkü adaleler kendi gli­koz depolarını yeniden doldurmak için kandan glikoz alır­lar. Bazı beden hücrelerinin, egzersizden sonraki birkaç gü­ne kadar insüline daha iyi yanıt verdiğine inanılmaktadır.

Tip 2 diyabette problemin bir kısmı, bedendeki insülinin ye­terli seviyede kullanılamamasıdır hücrelerin insüline yanıt verememesi. Düzenli egzersizle beden hücreleri insüline daha iyi yanıt verir hale kazançlar. Böylece, kan şekeri sevi­yesindeki dalgalanmaları önlemek mümkün olabilir.

‘Ne kadar egzersiz yapmalıyım? ’
Egzersizin, tesirli olması için, haftada 3 defa ve en az 20 dakika boyunca düzenli olarak yapılması gerekir. Elbette her gün egzersiz yapmak çok daha iyidir. Ancak, herhan­gi bir spor programına başlamadan önce, sizin için en uy­gun olan egzersizlerin neler olduğunu öğrenmek için dok­torunuza danışın.

‘Neden zahmet edeyim? ’
Birçok insan egzersiz yapmaktan kaçınır. Bazısı bunu rahatsızlık verici ve yorucu bulur, bazısı zaman aldığından şikâyet eder, bazısı da utanır veya kendisini bu konuda yeteneksiz sezer. Ancak “aerobik” gibi -belki de sizi zorlayacak- egzersizlere girmeden, ufak da olsa günlük etkinlik miktarınızı arttırmanın azımsanmayacak faydası vardır. Bedenimiz hareket etmek için yaratılmıştır ve ha­reket etmediğimiz takdirde fiziksel işlev kapasitemiz üyele­caktır.
Yaşlı veya fazla kilolu şahısların, günde 10 kilometre koşama-dıkları veya ileri seviyede aerobik yapamadıkları için, eg­zersizi tamamen bıraktıklan olur. Ancak yapacağınız en ufak hareketler bile sizin için önemlidir. Hatta yalnızca birkaç dakika yürümek bile, bedeninuzda bir şeyleri hare­kete geçirmeye yetebilir. Daha sonra, yaptığınız hareketle­ri evre evre uzatabilirsiniz.

Hâlâ ikna olmadınız mı?
“Bu çok ağır bt çalışma. Devam ettirmem mümkün değÛ”
Hoşunuza giden bir spor dalı veya etkinlik seçer ve bu­nu evre evre geliştirirseniz, egzersiz yapmak size çok ağır gelmeyecektir. Giderek bundan daha fazla zevk alacak ve bırakmak istemeyeceksiniz.

“Benîm zamanım yok. Çok yoğun bt hayatım var.”
Haftada iki ya da üç kere yalnızca 20 dakika ayırarak epeyce yol kat edebilirsiniz. Üstelik hareket ederken ken­dinizi daha genç ve faal hissedersiniz. Faydalannı görme­ye başladıktan sonra bunu alışkanlık haline getirmek ve günlük programınızda egzersize yer aydere çok daha ko­lay olacaktır.

“Benim gereksinim dinlediğim şey hafiflemek.”
Egzersiz bütün de rahatlama ihtiyacınızı karşılayacak şey olabilir. Böylelikle günlük problemlerden uzaklaşıp üzeri­nizdeki stresi azaltacaksınız. Yaptığınız egzersizden sonra, kendinizi sıcak, rahat ve rahatlamış hissedeceksiniz. Henüz egzersizi bitirmeden önce bile, bunun hafifletici tesirini fark edeceksiniz. Son dönemde yapılan araştırmalar, eg­zersizin depresyona da iyi geldiğini göstermiştir. Ayrıca egzersiz yaptığınız günler daha iyi uyuduğunuzu da fark edeceksiniz.
“Egzersizin fayda sağlaması için, canımı yakması ge­rekmez mi?”

Hayır! Şayet canınız yanıyorsa, kendinizi çok zorluyor­sunuz demektir. Acı hissediyorsanız, durun. Rahatsız edici biçimde nefessiz kaldığınızı hissediyorsanız, yavaşlayın veya egzersizi sonlandırın.

“Artık benim için çok geç, benden geçtir
Asla çok geç değildir. Herkes halihazırdaki durumun­dan daha zinde olabilir. Yaşınız ne olursa olsun, kendinize uygun bir egzersiz bulabilirsiniz. Hareket etmekten ne ka­dar uzaksanız, başladıktan sonra bunun faydasını o kadar çabuk görürsünüz.

“Kalbim için hasarlı değil mi?”
Bütün tersine, egzersiz kalbinizi korumaya takviyeci olur. Egzersiz yaptığınızda kaslannız normalden daha fazla ok­sijene gereksinim dinler; kalbiniz de gereken oksijeni taşıyacak kanı pompalayabilmek için daha süratli çarpar. Ancak dü­zenli olarak egzersiz yaparsanız, kaslarınız oksijeni kul­lanma konusunda büyür, kalbiniz de her atışta daha fazla kan pompalar. Bu gidişatta kalbinizin daha öncekisi kadar süratli at­ması gerekmez. Zindeleştikçe, kalbinize yüklenmeye gerek kalmadan daha ağır egzersizler yapabilirsiniz. Düzenli eg­zersiz yapmanın başka faydalan da vardır. Egzersiz, yük­sek tansiyonun kontrol edilmesine de takviye edebilir. Da­mar tıkanıklığı ve kalp krizi geçirme tehlikeyini eksiltir.

“Ben sporcu değilim.”
Spor yapmayı sevmiyorsanız bile, yapabileceğiniz çok değişik etkinlikler olabilir. Kesinlikle hoşunuza gidecek bir şeyler bulabilirsiniz. Sizin için uygun olanı bulana kadar değişik cinsleri deneyin. Unutmayın, yürüyüş çok iyi bir eg­zersiz cinsidir.

“Çok utanıyorum.”
Utanma duygusunun sizi egzersiz yapmaktan alıkoy­masına izin vermeyin. Aksi halde, kendinize büyük bir haksızlık yapmış olursunuz! İnsanlar ne kadar yaşlı ve şiş­man olurlarsa olsunlar, egzersiz yapmaktan zevk alabilir­ler. Kendinize uygun bir egzersiz seçtiğiniz takdirde, utan­mayı bırakacaksınız.

“Ya bir tarafım burkulursa…”
Bu cins gidişatlar ancak kendinizi çok zorlarsanız başını­za kazanç. Ya da bazen çok ağır egzersizler yapar, bazen de hiç hareket etmezseniz. Egzersize hafif seviyede başlar ve dozunu yavaş yavaş arttınrsanız, burkulma ve gerginlik oluşma tehlikeyi düşer. Üstelik egzersiz, kaslannızı kuvvetlen­direceği için sizi yaralanmalardan da korur. Adaleler kulla­nılmadığında zayıflar ve erir; örneğin kınlan bir bacak al­çıya alındığında o bacaktaki adaleler zayıfladığı için bacak incelir. Normalden daha çok kullanılan adalelerse güçlenir.

“Şayet düzenli hale getkemiyorsam devam etmemim ne anlamı var?”
Egzersizden fayda görmek için ciddi biçimde antrenman yapmanız, kendinizi çok sıkı bir forma sokmanız veya re­kabet gerektiren sporlara girişmeniz gerekmez. Haftada yalnızca iki veya üç defa, yalnızca 20-30 dakikalık bir yürü­yüş bile size büyük fayda sağlayacaktır.

Bu tur şeyler için çok şişmanım”
O zaman siz, özellikle de kuvvet arttıncı hareketler laf konusuysa, düzenli egzersizden en başta faydalanması ge­reken kişisiniz. Egzersiz yaparak kalori yakacak ve kilonuz üzerinde kontrol kazanacaksınız. Aldığınızdan daha fazla kalori yakarsanız, bedeninuz kendi enerji depolannı kullan­maya ve yağlannızı eritmeye başlar. Bazı metabolizmalar, egzersize son verdikten sonra da -kimi zaman 24 saat ka­dar- normalden daha fazla kalori yakmaya devam ederler.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.