Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Şeker hastaları için genel bilgiler

31.05.2021
65
Şeker hastaları için genel bilgiler

Şeker hastaları spor yapabilir mi ? Öncelikle egzersiz, sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Düzenli yapılacak fizik egzer­sizi kan şekeri seviye­sini düşürmeye, insülinin bedende daha et­kili olmasına destek­cı …

Şeker hastaları spor yapabilir mi ?
Öncelikle egzersiz, sağlıklı yaşamın bir parçasıdır. Düzenli yapılacak fizik egzer­sizi kan şekeri seviye­sini düşürmeye, insülinin bedende daha et­kili olmasına destek­cı olur.
Ayrıca:
– Daha fazla enerji verir.
– Kan dolaşımını kumpaslar
– Adaleleri güçlendirir.
– Kolesterol seviyesini kumpaslar. Makûs mizaçlı LDL kolesterolü eksiltip, iyi mizaçlı kolesterolü HDL çoğaldırır.
– Kalp krizi riskini önler ya da geciktirir.
– Terlemek suretiyle fazla kiloların eksiltil­masına takviyeci olur.

Netice olarak, egzersizin şeker hastaları üzerinde son derece pozitif etkileri olduğu­nu ve kan şekeri seviyeini düşürdüğünü söy­leyebiliriz.

Kimler şeker taraması yaptırmalı ?
– Her fazla kilolu, şiş­man olanlar
– Ailesinde şeker hastalı­ğı bulunanlar birinci dereceden olan akraba­larından biri diyabetikse
– Gece sık idrara çıkıp, kilo kaybedenler.

Açlık kan şekeri hakimiyetleri ya da şeker yüklemesi yaptırarak kişinin pbitkiansiyel di­yabetik veya aşikâr diyabetik olup olmadı­ğı anlaşılır.

Kan şekerini etkileyen etmenleri öğrenebilir miyim ?
Kısaca gizemelersek;
Yenilen besinler, eg­zersiz ve aktivite, ilaç­lar ve hastalıklar, içki ve kan şekerini ayarla­yan önemli bir uzuv olan karaciğerin rahat­sızlıkları kan şekerinin regülasyonunu etki­ler

Hastalandığım zaman neler yemeliyim ?
Şayet düzenli olarak yiyebiliyorsanız, ge­nelde uyguladığınız yemek yeme programı­nızı bozmayın.
Şayet iştahsız iseniz, fakat bazı yemekleri tolere edebiliyorsanız; kızarmış ekmek, hububat, çorba cinsi şeyler yiyin, meyve suyu ya da süt için.

Yok şayet katı yiyecekleri hiç yiyemiyorsanız ve insülin kullanıyor veya oral antidiyabetik alıyorsanız, sıçradığınız öğünlerdeki karbonhidratları yerine koymak için meyve suyu ya da tatlı içecekler içmelisiniz.

25 senelik şeker hastasıyım, son bir seneye kadar şekerim gayet iyi regüle idi. Ancak son bir yıldır, insülin dozunu çoğaldırmama karşın hala banale yakın kan şekeri can ver­çümleri elde edemiyorum. Mesele sizce ne olabilir ?
Kan şekerinizin senelerce basmakalıp seyrettik­deri sonra insülin dozunu çoğaldırmanıza rağ­men hakimiyetten çıkmasının nedenlerinden kimileri şunlar olabilir:
• Aldığınız yiyecek miktarını çoğaldırmış olabi­lirsiniz.
• Stresli ve zahmetli bir yarıyıl geçiriyor olabilirsiniz.
• Uzun süren bir hastalık örneğin ateşli bir enfeksiyon hastalığı insülin, ihtiyacınızı arkasıydı­rabilir.
• Kilo almış olabilir­siniz.
• Aynı bölgeye tekerrür tekerrür iğne yapmanıza bağlı gelişen şişlikler teknik meseleler çı­karabilir. Yahut kullandığınız insülin, şayet soğuk zincire riayet edilmeden muhafaza edilmişse, etkinliği eksilmiş olabilir.

Bunların dışında hiçbir belirgin neden ol­maksızın da, insülin ihtiyacı büyük oranda artabilir.
Şeker hakimiyetini, en iyi şekilde yapma­nıza takviyeci olacak bir çok natürel yöntem vardır. Bunları aşağıdaki başlıklar altında sı­ralayabiliriz:
– PERHİZ
– EGZERSİZ
– STRES HAKİMİYETİ

Stres, kan şekeri değerlerini etkileyebilir mi ?
Evet.
Ancak bu etkilenmenin derecesi kişiden kişiye değişiklik gösterir.
Stres bazı insanlarda kan şekerini yükselt­me eğiliminde iken, kimilerinde hipoglisemi kan şekeri düşüklüğü riskini arttırabilir.

Kan şekeri düşmesinin belirtileri nelerdir ?
Nedenlerine göre, belirtileri sıralayacak olursak:
– Adrenalin insülin karşı­tı bir hormon salınmasına bağlı olarak terleme, titre­me, çarpıntı, açlık, endişe hali, karıncalanma.
– Beyinde şeker eksilmesine bağlı olarak konfuzyon mental kişileri tanıyamama, bu­lunduğu mekanı bilememe, baş dönmesi, halsizlik, tutum değişiklikleri, konuşamama, baş sızısı, bitkinlik gibi şikayetler orta­ya çıkar.

Kan şekerim düştüğünde yapabileceğim en iyi hareket nedir ?
Bu sualin ce­vabı, kan şekeriniz düşerken, hangi evrede fark ettiği­nize bağlıdır. Er­ken bir evrede en iyi tedavi, bir şey­ler yemenizdir.
Şayet ana öğün zamanınız yakın değilse meyve, sandviç veya bisküvi gibi hafif şeyler atıştırabilirsiniz.
Ancak, kan şekeriniz fazla düştüyse, süratle emilebilecek cinste karbonhidrat almalısı­nız.
Bu emelle şeker, tatlı, meyve suyu, basmakalıp diyet olmayan kola veya limonata içebilirsiniz.Yanınıza acil gidişatlarda kullanmak üzere çok seri emilen glikoz tabletleri taşıyabilir­siniz.

Şeker hastalığını etkileyebilecek ilaçların bir listesini verir misiniz ?
Şeker hastalığında kesinlikle kullanılma­ması gereken hiçbir ilaç yoktur. Ancak şu ilaçları kullanırken dikkatli olunmalıdır:
– Kortizon içeren ilaçlar prednisolon
– Kortizon içeren fısfisların Örneğin: Bekloforte negatif bir etkisi yoktur.
– Tiyazid grubu idrar söktürücüler Cins­kiye ’de sadece bazı ilaçlarda ek olarak var.
– Doğum hakimiyet hapları
– Hormon yerine koyma tedavisi Menopozda örn. Klimen
– Belli bronş genişleticiler Örn: Ventolin kan şe­kerini hafif derecede yük­seltebilir.
– Betablokerler Dideral, Tensinor gibi tansiyon ilaçları kan şekeri düşmesinin be­lirtilerinin kaybolmasına neden olabilir.
– Sihrime hormon tedavisi kan şekerini yükseltir.

Şayet insülin kullanan şeker hastası ise­niz, şifalı bitki tedavisine başlamadan evvel aile hekiminize danışmalısınız.
Her ne kadar bu tedavi, bazı hadiselerde medikai şifacı ve aile hekiminizin kont­rolünde insülin dozunda belirli oranda eksiltme yapılabilirse de, insülinden bütüne­men kurtulabileceğinizi ümit etmeyin.

Hekimim, şeker hastalığı teşhisi ko­nulduğunda sigarayı vazgeçmem gerektiği­ni söyledi. Sigara ve şeker hastalığının bir arada yol açtığı özel bir sağlık meseleyi var mı ? Kilo vermem gerekiyor, ancak şayet sigarayı vazgeçersem, kilo vermek bir tarafa, alacağımdan korkuyorum. Ne yapmalıyım ?
Sigara, akciğerler dışında atardamar sistemine de hasar verir.
Uzun süredir şeker hastası olan birinde, zati süratli izleyen damar sertliğinden dolaşım meseleyi vardır.
Sigara içmeğe devam ederek bu riski daha da çoğaldırmak, yapılacak yanılgı değildir.

Şeker hastalığı sizin için beklenmedik bir sürprizse, kilo vermek ve sigarayı vazgeçmek suretiyle hayatınızda bir değişiklik yapmak, sıhhatiniz için kaçınılmaz bir fedakarlık ola­caktır.
Bir çok insan bu ikisini pekala muvaffak olmak­tadır.

Yaşamınızda yapacağınız bir devrim nite­liğindeki bu değişim, size sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayacaktır.
Sigarayı bı­rakmanıza destek olacak pek çok istikamet­tem vardır. Hekimini­zun tavsiyesi ile nikbitkiin bantları veya nikbitkiin sakızları ya da akupunktur uygula­masından birisi size bereketli olabilir.

Şeker hastası olduğumu yeni bil­dim. Oral antidiyabetik kullanıyorum. Ancak geleceğe yönelik oldukça fazla kay­gılarım var. Evlilik yapabilir, çocuk sahi­bi olabilir miyim ?
Şeker hastalığı teş­hisi konulduğunda kişi kabahatlilik, eksiklik, yeis, hiddet umut­suzluk ve afallamışlık gibi bir dizi duygu arasında bocalar. Ama bütün bunlar, genellikle, has­talık mevzusunda yeterince bilgi sahibi olma­maktan kaynaklanır.
Öte yandan, diyabete bir gecede alışıp ka­bulleneceğinizi de sanmayın. Bu, biraz za­man alacaktır.
Şayet anne ya da baba iseniz, kabahatlilik ve geleceğe yönelik fobi dinlemeniz natüreldir. Ama hastalık hakkında bilgi sahibi oldukça hepsi kaybolacaktır.

Diyabet üzerine dinleyeceğiniz hurafelere aldırmayın.
Bunları kısaca sıralayacak olursak:
• Şeker hastalığı çok şeker yemekten ol­maz.
• Şeker hastalığı ölümcül bir hasta­lık değildir.
Doğru tedaviyle basmakalıp bir hayat, uzun bir ömür sü­rebilirsiniz.
• Şeker hastalığı, hayattan zevk almanızı yasaklamaz.
Hem yiyeceklerin, hem de yaşamın tadını çıkarabilirsiniz.
• Şeker hastalığı özürlü olmak anlamına gelmez.
• Tatile çıkabilir ve herkes gibi basmakalıp bir yaşam sürdürebilirsiniz.
• Şeker hastalığı çocuk sahibi olmanızı yasaklayamaz.

Vibütüninlerin ya da bitkisel destek mahsullerinin diyabetimin hakimiyetine fay­dası olur mu ?
Şayet her gün meyve, sebze ve hububatla
dengeli bir şekilde besleniyorsanız, muhte­melen ihtiyacınız olan vibütüninleri zati alı­yorsunuz.
E ve C vibütüninleri gibi antioksidan des­tekleyicilerin diyabetli hastalara iyi geldiğine dair ispatlar bulunmaktadır.

Ginseng de bazı bireylerin kan şekerlerinde düşme sağlaya­bilir.
Ginseng mad­desi Kore ’den gelmektedir ve
toz haline getirilmiş kökün, afallatıcı etkilere
sahip olduğu söylenmektedir.

Ginseng yemek sonralarında kan şekerini düşürmede faydalı olabilmektedir.
Ginseng sindirimi geciktirmekte olup, muhtemelen karbonhidratların emilimi üze­rine de aynı etkiyi göstermektedir.

Fakat yine de diyabetin hakimiyetine yar­dımcı vibütüninlerin ve destek mahsullerinin kul­lanımına dair yeterli bilimsel veri bulunma­maktadır.
Bazı bitkisel mahsuller, diyabet ilaçları ile makûs güzergahta etkileşebilmektedir.

Şeker hastaları için bazı bitkiların kulla­nıldığını duydum. Bunlarla ilgili bilgi ve­rebilir misiniz ?
Şeker hastalarında yüksek kan şekerini düşürdüğü söylenen pek çok bitki vardır. Bunlardan birisi Batı Afri­ka ’da yetişen bir yemiş, di­ğeri karela veya acı su ka­bağı olarak adlandırılan tropikal bir bitkidir.
Ayrıca ısırgan bitkiu, sarı kantaron, keçi boynuzu, kara hindiba kökü kullanılabilir.

Bunlar karaciğer ve pankreasın fonksiyon­larını geliştirir ve çoğu bitki gibi acı bir tat­ları olduğundan tek başına değil de, başka bir şeyin içine ilave edilerek verilir.

Şayet insülin kullanan şeker hastası iseniz, şifalı bitki tedavisine başlamadan evvel aile hekiminize danışmaksınız.

Her ne kadar bu tedavi, bazı hadiselerde medikal şifacı ve aile hekiminizin kontro­lünde insülin dozunda belirli oranda eksiltme yapılabilirse de, insülinden tamamen kurtu­labileceğinizi ümit etmeyin.

Hemoglobin Alc nedir olağan da­ğerleri hangi aralıktadır ?
HbAlc, akciğerlerdeki oksijeni kan dola­şımı aracılığı ile bütün dokulara ileten kırmı­zı bir pigment olan hemoglobinin bir bileşe­nidir.

HbAlc değişik labora­tuar yöntemleri ile dola­şımdaki hemoglobinin lk bir yüzdesi olarak miktar­lebilir. HbAlc kimyasal bir bağla glikoza bağ­lanmış hemoglobin­den ibarettir. Mevcut HbAlc seviyei doğrudan hemoglobin içeren eritrositlerin yaşam süresi olan 120 gün içeri­sindeki vasati kan şekerine bağlıdır. Bu test, kan şekeri hakimiyetinin bir dökümünü vermesi nedeniyle geliştirilen yöntemlerin içinde en galibiyetlisidir.

HbAlc geçmiş 2 ila 3 ay süresince kan şe­kerinin iniş ve çıkışlarının bir ortalamasını yansıtır.
Kan şekeri iyi regüle edilmiş bir şeker has­tasında HbAlc kıymeti, %3-5,5 arasında çıkacaktır.

Şeker hastalığı, bir erkek olarak cinsel yaşamımı etkiler mi ?
Hayır. Gerek erkek, gerekse kadın şeker hastalarının büyük çoğunluğu tamamen basmakalıp bir cinsel yaşam sürebilirler. Meseleler olabilir, ancak bunların şeker hastalığı ile il­gisi yoktur.

Herhangi bir sebeple hastalık hakimiyetten çıkar ve kan şekeri çok yükselirse cinsel yaşam negatif etkilenebilir.

Şeker hastalığına bağlı damar veya si­nir zararı bulunan az sayıda hastada ikti­darsızlık görülebilir, ancak bu sık rastla­nılan bir gidişat değildir.

Önerimiz endişelerinizi kan şekerinizi balansta ve hakimiyet altında yakalamak üzerine yoğunlaştırmanızdır.
Şeker hastalığınızı hakimiyet altında yakalamak için elinizden gelenin en aşırısını yaptığınız takdirde, gelecekte karşılaşacağınız meseleyle­rın en alt seviyede olacağından şüpheniz ol­masın.

Günde dört kere kalem kullanarak en­jeksiyon yapmanın avantajı nedir ?
Günümüzde artık insülin kullanımı, insü­lin şırıngalari ile değil de insülin kalemleri ile yapılmakta. Uygulama kolaylığı ve emni­yeti açısından büyük rahatlık sağlayan bu alet, içinde kartuşu bulunan bir kaleme ben­zer, fakat kartuşu mürekkep yerine insülin ile doludur ve gittikçe daha popüler olmaktadır.
Çoklu enjeksiyonun manayı, basmakalıp pankreasın taklit edilmesidir. Bazal metabo­lizma karşılanması için gece uyurken uzun etkili bir insülin yapılır. Yemeklerden evvel de kısa etkili insülin kullanılmak suretiyle banale en yakın insülin ihtiyacı bedene sağ­lanmış olur.

Düzensiz bir yaşam süren hastalar insülin kalemlerinden daha fazla verim görebilirler.
Doğru yöntem kullan­mak kaydı ile insülin kalemleri ve tek kulla­nımlık şırıngalar pek mesele oluşturmaz. Çoğu insan şırınga­lerin mesele teşkil ettiğini düşünür, berabe­rinde taşımanın güç olduğu kanısındadır. Ancak bir kısım insan daha kolaylıkla kulla­nabildiklerini ifade eder.

Şeker hastalığının bütün olarak tedavisi muhtemel mi ?
Hayır. Günümüzde analistler diyabe­tin gelişimini önlemek ya da ortadan kaldır­mak için yollar arıyor. Ancak henüz bu ko­nuda umut verici bir gelişme yok. Şu an için hekimler hastalığı yalnızca tedavi edebiliyor­lar, ortadan kaldıramıyorlar.

Şeker hastalığı olan çoğu bireyin, tanı konulmadan evvel tahminen ne kadar sü­redir şeker hastalığı vardır ?
Tip I diyabet, ge­nellikle daha ani ve de ciddi olarak orta­ya çıktığı için, genel­likle birkaç ay içeri­sinde tanı konulur. Fakat Tip II diyabetlilerin ise, teşhis konulmadan evvel, vasati 8 senelik hastalıkları vardır. Hekiminizin yapacağı düzenli hakimiyetlerde, istenilebilecek bütün kan çalış­maları ile hastalıkların Diyabet dahil bu ka­dar uzun bir zaman fark edilmeden gitme ihti­mülki önlenmiş olur.

Hekimim artık hap yerine insülin kul­lanmam gerektiğini söylüyor. Karbonhid­rat alımını kısıtlarsam, insülin kullanma­ma gerek kalmayabilir mi ?
Hayır. Şayet fazla kilonuz varsa ve ihtiyacınızdan da­ha fazla yiyorsanız, sıkı bir diyet yapmak ve kilo vermek suretiyle insülin ihtiyacınızı bir miktarda ortadan kaldırabilirsiniz.
Şayet zati ihtiyacınız olduğu kadar yiyorsanız, bu miktarın altına düşmek kilo kaybetmenize ve kendinizi eforsuz hissetme­nize neden olur.
Dolayısıyla, şayet fazla yiyorsanız yiyecek­lerinizi kısıtlayın ve kan şekerinizi bu şekilde hakimiyet altına almayı deneyin. Ancak diyeti­nize bütün olarak uyuyorsanız, boşuna aç kal­mayın. İnsüline geçme önerisini kabul edin ve her şeyin ne kadar değişik olacağını görün.

Şayet diyabeti olan yakın bir akrabam anne, baba ya da kardeş varsa, benim de gelecekte hastalanma ihtimülkim ne kadar­dır ?
Henüz bütün olarak anlaşılamamış ne­denlerden dolayı, şeker hastalığına tutulma riskiniz, diyabetik yakınını­zın anneniz ya da babanız olmasına göre değişir.
Aşağıdaki tablo, aile hikayesi dikkate alı­narak size diyabet olma riskinizin ne kadar olduğunu göstermektedir:
şeker hastalığı

Diyabetik nefropati denilen şeker has­talarında görülen böbrek zararı hakkında bilgilendirir misiniz ?
Böbreklerimizin içinde milyonlarca adet minicik kan damarları kılcal damarlar bulun­makta olup, bu damarlar atık maddeleri, ka­nınızdan süzerek, idrarınız ile atmanızı sağ­lar.
Şeker hastalığı, sıklıkla da daha sizin herhangi bir şi­kayetiniz ortada yokken, bu ince ve narin sistemi zarara uğratabilir.
Tip I diyabeti olan her 10 hastadan 3′namda eninde sonunda nefropati denilen bu böbrek hastalığı gelişirken, bu sayı Tip II diyabetlilerde her 10 kişiden birdir. Bu değişikliğin kısmen nedeni, Tip I diyabeti olan kişilerin tipik olarak hastalığa daha erken yaşta tutulmalarıdır. Şeker hastalığı kişide ne kadar uzun süredir varsa, böbreğinizin zarara uğrama riski de o denli fazladır.

Erken yarıyıllarda, böbrek tutulumu çok az şikayete yol açar. Genellikle zarar ileri bir safhaya erişince, şu şikayetler ortaya çıkar:
• Ayak bileklerinde, eller veya ayaklarda şişmeler.
• Yüksek tansiyon
• Soluk darlığı
• Bulantı ve kusma
• Bitkinlik hissi
• Kuru ve kaşıntılı cilt
• İştahsızlık
• Konsantrasyon bozukluğu

Böbrek zararı yavaş yavaş ve sinsi bir şe­kilde ilerleyerek böbrek yetmezliği evresine kadar erişir.
Olay bu safhaya varmadan yapılacak en önemli yaklaşımlar:
1- Şeker seviyeini norma­le yakın seviyelerde yakala­mak HbAlc 2- Hipertansiyonu kont­rol altına almak
3- Albüminüri varsa, sıkı tuz diyeti uygulamak
4- Şayet üre kıymeti basmakalıpin üstünde ise, prbitkiein kısıtlaması yapmak.

Son aşama böbrek hastalığı olarak da bilinen ciddi zararın tedavisi, diyaliz peritor veya hemodiyaliz ve böbrek naklidir çoğu kere kadavradan

İnsülin kullanan insanların, ara öğün almaları koşul mıdır ?
Bazen evet. Pankreasınız basmakalıp şekilde çalışırken, yemek yediğinizde insülin salgıla­maya başlar; sindirim bitirildikten sonra salgılamayı keser. Enjekte edilen insülin, bel­li zamanlarda azami seviyeine eriştiğin­dan, o zamanlarda bir miktar karbonhidrat almanız gerekir. Ekseni halde kan şekeriniz düşer. Bu vaziyette aldığınız karbonhidratın liften ’zengin olması halinde emiliminin daha uzun süreceğini belirtmemiz gerekli.

Ara öğün almak si­ze güç geliyorsa, kısa etkili bir insü­lin yerine orta etki­li insülin kullana­rak bu gereksinimi azaltabilirsiniz. Ancak özellikle aktif olan insanların, uzun etkili in­sülin kullanırken bile, ara öğün alması gere­kebilir.

İnsülin kullanan insanların, ara öğün almaları koşul mıdır ?
Bazen evet. Pankreasınız basmakalıp şekilde çalışırken, yemek yediğinizde insülin salgıla­maya başlar; sindirim bitirildikten sonra salgılamayı keser. Enjekte edilen insülin, bel­li zamanlarda azami seviyeine eriştiğin­dan, o zamanlarda bir miktar karbonhidrat almanız gerekir. Ekseni halde kan şekeriniz düşer. Bu vaziyette aldığınız karbonhidratın liften zengin olması halinde emiliminin daha uzun süreceğini belirtmemiz gerekli.

Ara öğün almak si­ze güç geliyorsa, kısa etkili bir insü­lin yerine orta etki­li insülin kullana­rak bu gereksinimi azaltabilirsiniz. Ancak özellikle aktif olan insanların, uzun etkili in­sülin kullanırken bile, ara öğün alması gere­kebilir.

Şeker hastası olan 18 yaşındaki kızını kilo vermeye çalışıyor, Düşük karbonhid­ratlı bir diyete çok sıkı şekilde uymasına karşın niye kilo veremediğini öğrenebi­lir miyim ?
Yalnızca karbonhid­rat alımının kısıtla­ması kilo vermesini sağlamayabilir. Kilo vermesi için, top­lam kilo alımını kı­sıtlama gerekir ki, bu da öncelikle yağ olmak üzere prbitkiein tüketimini de eksiltmesi anla­mına gelir.
Kızınız kızartmalar, şekerli besinler ve peynir­den sakınmalı; basmakalıp süt yerine yağsız sütü tercih etmeli; tereyağı ve margarin tüketimini kısıtlamalıdır.

Liften zengin karbonhidratlar içeren bir diyet kan şekerinde daha az oynamalara yol kalemtıraşından, kızınız tarafından daha rahat­lıkla uygulanabilir.

Adet dönemlerinde kan şekeri bedelle­rimin çok değiştiğini gözlemliyorum. Bu vaziyette, kan şekerimi balansta yakalamam güçleşiyor. Şeker hastalığı ile ilgili pek çok kitap okudum, ancak bu mevzuda bir bilgi bulamadım.

Kan şekeri düzeylerinin adet dönemlerin­de dalgalanmalar göstermesi çok normaldir. Çoğu kadın adet süresince kan şekerlerinin yüksek olduğunu, kanamadan sonra ise nor­male döndüğünü söyler.
Bazı hastaların insülin dozlarım birkaç ünite çoğaldırması gerekebilir.
Her kadm kendi gidişatını değerlendir­meli ve şayet varsa aşırıdan insülin ihtiyacını belirlemelidir. Bu ayarlamaları ne şekilde ya­pabileceğinizi bilmek üzere müracaat eteceği­nız kişi, hekiminiz olmalıdır.

Şayet diyabetim var ise, çocuğumda da çıkma ihtimülki ne kadardır ?
Tip I ya da Tip II diyabeti olan bir çocuk sahibi olma ihtimülkiniz mevzusunda, size bir genetik danışman takviyeci olabilir.

Amerikan Diyabet Birliğine göre Tip I di­yabeti olan 25 yaş ya da daha üstü bir anne­nin çocuğunun şeker hastası olma riski an­nesi ve babası diyabetik olmayan bir çocuğunkine eşdeğer olup, %1 dir. Bu riski, anne­nin yaşı çocuk doğduğunda 2 5′in altında ise %4′dür.
Şayet babasında Tip I diyabet var ise, risk %6 ya çıkar.

Şayet ebeveynlerin her ikisi de 11 yaşların­dan evvel Tip I diyabet olmuşlar ise bu risk iki katına çıkmaktadır.

Diğer taraftan Tip II diyabet ailesel olarak giden bir rahatsızlıktır. Yemek ve egzersize bağlı yaşam stili değişiklikleri çocuğunuzun erişkin yaşta Tip II diyabeti olup olmayaca­ğını belirlemede genetik faktörlere göre da­ha önemlidir. Bu evvel çelişki gibi gözükü­yorsa da, özellikle Tip II diyabetiklerde kilo aşırılığı çok önemlidir. Şayet kişi genetik olarak pbitkiansiyel Tip II Diyabet adayı iken ide­al kiloda ya da zayıf ise bu kişinin diyabete tutulma riski çok eksilecektir. Yani burada genetik yatkınlıktan daha baskın olan, fazla kilolu olmaktır.

Çok yemek yeme zaafımı kırabilmek için, bana takviyeci olabilecek yaklaşımlar nelerdir ?
Bu stratejileri sıralayacak olursak:
– Bir yemek günlüğü tutun, her gün ne­ler yediğinizi yazın. Böylece yemek kayıt defterinizi ya da günlüğünüzü haftalık ola­rak gözden geçirerek pbitkiansiyel problemleri ve zafere erişmenizi yasaklayan meseleleri ortaya koyun.
– Herhangi bir şey ye­meden evvel, kendini­ze gerçekten aç olup olmadığınızı mesele.
– Sağlıksız bir şeyi ca­nınız çektiğinde dik­katinizi dağıtmaya bakın. Bir dostunuzu ça­ğırın, yürüyüş yapın ya da bir yerlere gidin.
– Yemek yeme işini yalnızca mutfak ya da yemek masası ile hudutlandırın. bitkiurma odası ya da yatak odanızda veya yürürken ya da et­rafta gezerken yemek yemeyin.
– Yemek yediğinizde yemek yeme üzerine odaklanın. Televizyon seyretmeyin, kitap okumayın ya da telefonla ko­nuşmayın.
– Çevrenizde yüksek kalorili besinler gizle­mayın. Şayet bunlar evin dışında ise, yemeniz de olası olmayacaktır.
– Yiyecekleri, dolaplarda ya da buzdola­bında olduğu gibi göremeyeceğiniz yerlerde saklayın.

Mademki şeker hastalığının gerçek nede­ni, bedene alınan besinleri enerjiye dö­nüştüren insülinin beden tarafından üre­tilememesi, o halde insülinin görevi ne­dir ?
Insülin 51 adet amino asitten olu­ün bir pro­teindir.
İnsülin, şe­kerin bir enerji kaynağı olarak beden tarafın­dan kullanılmasını sağlamakla kalmaz, aynı zamanda yine bedenin yağ ve prbitkieinleri yakmasını önlemek için karaciğer ve adalelerde şekeri depolama işlemini de gerçekleştirir.
Dolayısıyla insanın sağlıklı bir yaşam sür­dürmesi için olmazsa olmaz hayati bir hor­mondur.
Basmakalıp olarak insülin, ye­nen bir yemeğin ardından kan dolaşımına katılır. Gö­revi, nişastalı ve şekerli besinlerden sağlanan gli­kozun beyin ve sinir hüc­relerine erişmesini ger­çekleştirmektir. Zira hem beyin, hem de sinir hücreleri, yakıt olarak glikozdan başka bir madde kullanmaz.
İnsülin, glikozun adale hücrelerine girerek yanması için gereken bir cins anahtardır.
Kanda insülin olmadığı takdirde, glikoz hücre içine giremez ve kanda aylak bir hal­de dolaşmaya başlar.
Kandaki şeker seviyesi fazla yükseldiğinde, fazla glikoz böbrek eşiğini geçerek idrara ka­rışır. Fazla glikoz, bedenden atılırken berabe­rinde suyu da çeker, bu sebeple bedende­ki diğer hücrelerden su çekilir ve bu gidişat müthiş bir susama hissine ve su kaybına ne­den olur.

Mademki fazla kilolu olmak, diyabet için özellikle erişkin tip en büyük risk etkeni, o halde neden kilo alıyoruz ?
Kalori hesabına dayalı, dolayısıyla kısıtla­yıcı olan ananesel rejim anlayışı, şayet kalı­tımsal etmenler faktör değilse, yalnızca çok ye­mek yediğiniz için şişmanladığınıza inandı­racaktır.

Oysa siz bunun doğru olmadığını biliyor­sunuz.
Zira zayıflamak kaderine yedikleri ye­mek miktarlarını azaltmayı sınayan­lerin çoğu, fazla ki­lolarını kalıcı olarak atmayı muvaffak olama­dıkları gibi, birçokları birkaç ay sonra kendi­lerini başlangıçtan daha kilolu bulmuşlardır.

Vücuttaki yağ ambarlarının mesulü, fazla enerji içeren yiyecekler değil, tüketilen yiyeceklerin yapısı yani besinsel özellikleridir.

“Neden kilo alıyoruz” un açıklaması, kan şekerinin ehemmiyeti ve bunun neticeyi vü­cutta yağ depolanmasının kolaylaşması üze­rinde yapılandırılmıştır.

Glikozun uzuvizmanın yakıtı olduğunu hepimiz biliyoruz.
Çalışmaları için glikoza ihtiyaç dinleyen bü­tün uzuvlar beyin, kalp, böbrekler, adaleler … için geçici glikoz ambarı aldat.

Bu ambarda teorik olarak 1 litre kanda, 1 gram glikoz bulunmaktadır. Bu oranın üstü­ne çıkıldığında hemen düzenleyici bir meka­nizma devreye girer. Bu mekanizma, insülin salgılayan ve çok önemli bir uzuv olan pankreasın hakimiyeti altındadır.

İnsülin hormonunun ana özelliği, ihtiyaç dinleyen uzuvların glikoz girişini sağlayarak, kan şekeri oranını düşürmesidir. İkinci fonk­siyonu ise bedende yağ depolanmasını kolay­laştırmaktır.
Basmakalıp olarak kan şekerini düşürmek emeliyle pankreasın ürettiği insülin miktarı, direkt olarak kan şekeri oranının yüksekliği ile orantılıdır. Örneğin kan şekerini yüksel­deri bir meyve yediğimizde, çok önemli bir oran mevzubahisi olmadığından, pankreas kan şekerini düşürmek için çok az insülin salgılar. Ama tersi bir gidişat mevzubahisi ol­duğunda, örneğin kan şekerini çok fazla yükseltecek bir şekerleme yediğimizde, kan
şekeri seviyesini tekerrür banale getirmek için pankreas, yüksek dozda insülin salgılamak gidişatında kalır.

Hangi gidişat mevzubahisi olursa olsun, insülin tarafından kanda yakalanan glikoz, ya karaciğerde “glikojen” şeklinde depolanır ya da beyin, böbrek veya eritrositler gibi ona ih­tiyacı olan uzuvlar tarafından kullanılır.
Glikoz enerji olarak kullanılmadığı zaman yağa dönüşür.
Şayet bir kişide kilo alma ya da fazla şişmanlık has­talığı mevzubahisiyse ne­deni, pankreasın çalışma bozukluğudur. Bu gidişatlarda kişide yüksek insülin hiperinsülinemi meseleyi mevcuttur.
Bedende anormal yağ depolanmasına, yüksek insülin miktarının yol açtığı bilimsel olarak ispatlanmıştır.

Peki fazla kiloyu, şeker hastalığı açısın­dan bu derece önemli kılan nedir ?
Yağ, beden hücrelerimizin insülin hormo­nuna karşı olan yanıtlarını değiştirir. Bu hücrelerin insülinin etkilerine karşı daha di­rençli olmalarını sağlar ki, bu vaziyet de insülinin kanımızdan hücrelere soktuğu gli­koz miktarını eksiltir.

Neticede kan dolaşımınızda daha fazla şe­ker kalarak, kan şekeri seviyeini çoğaldırır.
Kilo verdikçe, hücrelerimizin insüline kar­şı yanıtlarında çoğalış olur ve dolayısıyla insülin etkisini daha iyi gösterebilir.

Kilo kaybının derecesi de illa fazla olması gerekmez.
5-10 kiloluk ya da kilonuzun % 5-10′u oranında bir kilo kaybı, bir taraftan kan şekerinizi, diğer taraftan da kan koleste­rolünüzü ve de kan tazyikinizi düşürebi­lir.

Tokluk kan şekeri yüksekliği, kalp hastalıkları riskini de artırıyor
Diyabet hastalarının kanında çok miktar­da bulunan glikozun yani şekerin damar sertliğine neden olmasıyla, kalbe gelen kan miktarı eksiliyor. Bunun neticeyi olarak hisse­dilen göğüs sızısı, kalp krizine veya ani kar-diyak vefatlara neden oluyor. Uzmanlar, özellikle öğünlerden iki saat sonra ortaya çı­kan tokluk kan şekeri yüksekliğinin, bu riski arttırabileceğine dikkat çekiyorlar.

Şeker hastalığı olmayan kişilerde yemek­deri sonra pankreasta üretilen insülin hormo­nu, süratli bir şekilde salgılanıyor. Ancak tip 2 şeker hastalarında, bu süratli erken yarıyıl in­sülin salgılanması kayboluyor.

Açlık kan şekeri basmakalıp olan kişilerde, öğünler­den 2 saat sonra ölçülen kan şekeri yüksek olabi­liyor ve gizli şeker bulu­nabiliyor. Yalnızca açlık kan şekeri hakimiyeti ve tanısının, tip 2 diyabette yetersiz olduğunu açıklayan uzmanlar, 100 hastadan 31′inin açlık kan şekerinin nor­mülk olmasına karşın tokluk kan şekerine bakıldığında şeker hastası tanısı aldıkları­nı vurguluyorlar.

Diyabetiklerin ilaç tedavisini ve diyeti kendi başına vazgeçmesi mahzurlu
İlaç ve insülin alan, hatta diyet yapan di­yabetiklerin, bunları kesinlikle aksatmaması gerekiyor. Zira bu ilaçların etki müddetleri, 8-12 saat arasında değişiyor ve hasta bu ilaç­ları almayı kendi başına vazgeçerse, kalp ve tansiyon hastalıkları riskini daha da artırmış oluyor.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.