Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Şeker hastalığının sebebi nedir ?

12.06.2021
27

Yaygın bir görüş olarak, şeker hastalığının her iki cinsinin de irsiyetsel, yani doğumsal olduğu kabul edilmektedir. Tip I, insüline bağımlı şeker hastalığında genetik olarak yatkınlığın …

Yaygın bir görüş olarak, şeker hastalığının her iki cinsinin de irsiyetsel, yani doğumsal olduğu kabul edilmektedir. Tip I, insüline bağımlı şeker hastalığında genetik olarak yatkınlığın yanı gizeme hastalığa yol açan bir et­men olmalıdır. Bunlar içinde en sık olanları:
-Bir cins viral enfeksiyon
-Etrafsal etkenler
-Stres
-Yaşanılan yer ’dir. Örneğin şeker hasta­lığı en çok Avrapa ’da görülmektedir.

Tip II, insüline bağımlı olmayan şeker hastalığında hastaların % 80′i fazla kiloludur ve şişmanlık insülin direncini çoğaldırır.
Yine stres, yaşam stili, yaş da hastalığın ortaya çıkışında önemli etmenlerdir.
Tip II Diyabette, çoğu olayda genetik bir irtibat vardır.
Ailede birisinin hastalığa daha evvel yaka­lanmış olma ihtimali yüksektir.

Tip I ve II de tedavi yaklaşımı nasıldır ?
Tip I, yani insüline bağımlı diyabette te­davi stratejisi, insüline dayalıdır.
Yani bedende hiç olmayan insülini dışarı­dan vermek gerekmektedir.
Şu an itibariyle insülini enjeksiyon yoluy­la verebiliyoruz. İleride belki başka yollar uy­gulamaya girebilir. Şu an geçerli insülin reji­mi, yemeklerden evvel yapılan kısa etkili in­sülin 3 öğün ve gece uyumadan evvel uygu­lanacak uzun etkili insülinden oluşmaktadır.

Tip II, yani insüline bütün bağımlı olmayan diyabette tedavinin en önemli kısmı diyet ol­maktadır. Diyete özen gösterilmezse tedavi etkili olmaz. Bu sebeple:
– Kilo hakimiyet altında yakalanmalı,
– Şeker ve makromoleküllü karbonhidratlardan elden geldiğince sakınılmalı,
– Doymuş yağdan zengin besinler kısıt­lanmak,
– Prbitkieinler, alınan toplam kalorinin %15′ini geçmemelidir.

Tek başına diyetle kan şekeri düşürülemeyen hastalarda, oral antidiyabetik ilaçlar kullanılır. Bunlarda en yaygın kullanılan, sülfonilüre ve metformin grubu ilaçlardır. Metformin gru­bu ilaçlar, karaciğerin açlık döneminde saldı­ğı şeker miktarını eksiltirler. Netice olarak kan dolaşımından hücrelere şeker geçişi için daha az insüline ihtiyaç dinlenir.

Hekimler artık şeker haplarının yeter­li olmadığım, insüline geçmem gerektiği­ni söylüyorlar. Ben de insüline alışmak is­temiyorum. İnsülin kullanmasam olur mu ?
Öncelikle alışmak istemediğinizi söyledi­ğiniz insülin, insanlar için hayati bir hor­mon. Şayet bedeninizde hiç yoksa, yapıla­cak tek şey, onu dışarıdan vermek olacaktır.

Kaldı ki insülin, insanın yabancı olmadığı, sıradanda kendisinde olan bir hormondur. O sebeple erişkin tip diyabeti olan bir hasta, vahşice vasati 10 yıl oral antidiyabetikle tedavi olduktan sonra, şeker haplarının etki­siz kalması neticeyi, insüline geçmek zorun­da kalacaktır.

Fazla kilolu, şeker hapları kullanan diya­bet hastasıyım. Şekerimi en iyi şekilde hakimiyet edebilmem için, ne gibi önerilerde bulunursunuz ?
Şeker hastalığında genel kural, kendi ken­dini tedavi edebilmektir. Kendi kendini te­davinin de püf noktası, sıhhatinizi koru­mak için yaşamınızda bazı değişiklikler yap­maya gerçekten istekli olmaktır.
Şeker hakimiyetini, en iyi şekilde yapmanı­za dayanakçı olacak bir çok natürel yöntem var­dır. Bunları aşağıdaki başlıklar altında sırala­yabiliriz:
-PERHİZ
-EGZERSİZ
-STRES HAKİMİYETİ
Bu görüşler ışığında, sizlere dengeli bir diyet ve egzersiz yapmanızı tavsiye ederim. İnsüline bağımlı olmayan şeker hastalarının çoğu, fazla kilolu olduğu için, insülinin bedende aktif olarak kullanılması güçleşir.

Bu surattan ideal kiloya erişilmesi; yalnızca şeker hastalığının hakimiyeti için değil, aynı zamanda gelecekteki komplikasyonları geciktirmesi bakımından da önemlidir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.