Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Aşk gerçekten hastalık

08.05.2021
28

Aşkın beyni nasıl etkilediğinden ömrünün ne kadar olduğuna kadar merak edilenleri hekimler inceledi Aşkın, beyinde idrak kabiliyetini çalıştıran kısmı tesirsiz hale getirdiği, beyindeki kimyevilerden serotoninin aşıklarda …

Aşkın beyni nasıl etkilediğinden ömrünün ne kadar olduğuna kadar merak edilenleri hekimler inceledi
aşk
Aşkın, beyinde idrak kabiliyetini çalıştıran kısmı tesirsiz hale getirdiği, beyindeki kimyevilerden serotoninin aşıklarda ve takıntılı karakter bozukluğu olanlarda aynı seviyede olduğu tanımlandı.

İnsanoğlunun en güçlü ve heyecanlı ruh hallerinden olan aşkın nörolojik esaslarını inceleyen nörologlar, bu sevgi ve arzunun yoğunluğunu ölçtüler. Londra Üniversitesi Nörobiyoloji profesörlerinden Semir Zeki, fonksiyonel MRI kullarak yaptığı araştırmada, 17 bireye evvel beğendiği bireyin, ardından da dostlarının resimleri gösterilerek, serebral kan akışları izlendi. Araştırmada insana mükemmel mutluluk ve haz veren aşkın, bireylerdeki ”idrak kabiliyetini yitirdiği” ve ”takıntılı karakter bozukluğuna” neden olduğu ortaya çıktı.

BEYİN KİMYASI DEĞİŞİYOR
Araştırmaya göre, aşk, beyinde güven, inanç, haz dinleme ve mükâfatlandırma işlevlerini faalleştiriyor. Aşık olanlarda oksitosin ve vazopressin maddeleri fazla salgılanıyor ve bu da karşıdaki bireye olan bağlılığı artırıyor. Tek eşli kadın ya da erkeklerde daha çok oksitoksin salgılanıyor. Aşıkken depomin ve norepinefrin çoğalıyor. Depomin motivasyon çoğalışına, mutluluk, coşku, uykusuzluk, kalp çarpıntısı ve soluk darlığına neden oluyor. Norepinefrin de coşku ve enerji seviyesini artırırken, uyku ve iştahı kaçırıyor.

AKIL YANILMASI
Aşk, insan beyninde idrak ve suçlama yapan kısımları da tesirsiz hale getiriyor. Aşık olan şahıslar, hoşlandıklarına karşı idrak kabiliyetini kaybediyor. ”Aşıkken tamamen âmâ oluyor” ve aşık olunan bireyin negatiflikleri beynin bu bölgelerinin çalışmaması sebebiyle görülemiyor.

Beynin ‘akıl kuramı’ olarak adlandırılan ve başkalarıyla değişikliklerini ortaya koyan mekanizması da aşık olunca devreden çıkıyor. Bu sebeple şahıslar aşık olduklarıyla aralarında bir ayrım yapmıyor ve onu kendisi gibi görüyor.

TAKINTILI SEVGİ
Araştırma, aşkın, insanları nasıl takıntılı hale getirdiğini de sarih biçimde ortaya koyuyor. İnsanların beynindeki kimyevilerden serotonin seviyesi aşık olanlar da, takıntılı obsesif kompülsif bozukluğu şahıslarınkiyle aynı seviyede bulunuyor.

Aşk bir yandan bireye huzur ve güven verirken, öbür yandan ayaklarını yerden kesiyor. Beyindeki ‘medial insula’ kısmı aşkla aktive oluyor. Dargın tavırlarla alakalı bu kısım aşık bireylerde çalışıyor ve ihtilafların üstesinden gelmeye yarıyor. Aşk, duygulanım, dikkat, motivasyon ve hafıza ile alakalı beyin alanlarını faal hale getiriyor. Bu yapıların etkinleşmesi, stresin eksilmesine neden oluyor.

AŞKIN ÖMRÜ 3 SENE MI ?
Asap hücreleri arasında niyetlere uygun irtibatları etkileyen ihtar maddelerinden asap sihrime etmeni de NGF aşkın müddetini biçiyor. Ellerin terlemesine ve coşkunun yükselmesine de neden olan NGF kıymeti istekli aşkın ilk zamanlarında yükseliyor. Araştırmada insanın doğası haysiyetiyle bu isteği sürdüremediği ortaya çıkıyor ve arzunun şiddetiyle doğru orantılı artan NGF kıymeti en fazla 3 sene sonra eksiliyor.

ZENGİN KIZ İLE MUHTAÇ GENCİN AŞKI
Araştırmayı yapan Prof. Dr. Semir Zeki, Anadolu Ajansı muhabirine ”nöropotik aşkı” anlattı. Aşkın, beynin ortaya çıkardığı bir ürün olduğunu belirten Zeki, ”Aşık olan bireyin beyninin depomin içinde yüzdüğünü” ve bunun beyindeki motivasyon ve niyete müteveccih konsantrasyonu artırdığını söyledi. Aynı bulguları bağımlıların da gösterdiğini dile getiren Zeki, ”Beyindeki bazı kısımların aktivasyonunu yitirmesine neden olan aşkın rasyonel olmadığını” vurguladı. Zeki, ”Bu kadar rasyonellik dışı bir şeyi rasyonel biçimde açıklama etmeye çalışmaktan ziyade neden bu kadar rasyonellik dışı olduğunu kavramaya çalışmak gerekli” dedi.

Aşık olan bireylerde ‘özgür istemin’ yok olduğunu vurgulayan Zeki, zengin kızın muhtaç gence aşık olabildiğini belirterek, ”Böylesi vaziyetlerde anne-babalar, dostlar olarak biz rasyonel biçimde muamele etmeye çalışıyoruz. Bu vaziyette öğüt vermek çok absürt ve süre kaybı. Bu gidişata tahammül etmek gerek. Aşk rasyonel olmadığı için böylesi bir vaziyette bizim tepkimiz de rasyonellik dışı oluyor” diye konuştu.

Zeki, ”Aşk bir hastalık ama rehabilitasyon etmeye gerek yok. Yaşamınız boyu devam etmesini istediğiniz bir hastalık. Arzu edilen bir trajedi” dedi.

Kadınların, aşkta erkeklere göre daha itinalı ve çok daha verici olduğunu belirten Zeki, erkeklerin ‘karşılıksız alma ve kesintisiz harcama’ tasasında olduğunu korundu.

Kadınların psikolojik açıdan erkeklere oranla çok güçlü olduğunu ifade eden Zeki, kadınların aşkının daha uzun sürdüğünü, ancak bıraktıktan sonra da daha kolay unuttuklarını söyledi.

Anadolu Ajansı

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=59134&cat=220&dt=2008/03/04

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.