Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Naçar kalınca eforlu olmasını biliyor musunuz ?

14.04.2021
45

Meselelerin üzerine gidin ki , onlar sizin üzerinize gelmesin. Prof. Dr. Yıldız Batırbaygil yazıyor.. Naçarlık nedir ? Naçarlık bir şeyi düzenlemek için tüm ihtimallere sahip olsanız …


Meselelerin üzerine gidin ki , onlar sizin üzerinize gelmesin. Prof. Dr. Yıldız Batırbaygil yazıyor..

Naçarlık nedir ? Naçarlık bir şeyi düzenlemek için tüm ihtimallere sahip olsanız da bu olanakların işe yaramayıp vakaya çözüm bulamamanızdır. Nasıl mı ? Evvel kendinize şu suali mesele, gerçekten ben hiç naçar kaldım mı ? Yoksa çözümü olan vakalarda kendimi çok naçar sezip depresyona mı girmeyi seçim ettim. Başka Bir Deyişle en basit kaçış yolunu mu seçtiniz.Peki bu yolun sonunda derman buldunuz mu. Hiç muhtemel mi ? Tabi bulamazdınız. Zira depresyona girdiniz ya . Bir ekip soğukkanlılaştırıcılar da aldınız, böylece probleme çözüm bulmadan yalnızca kendinizi ve beyninizi uyuşturup çözümü ertelediniz. Tam yaşamınız süresince kendinizi uyuşturarak ilaçlarla mı yaşayacaksınız, onlar bitince meseleler tekerrür karşınıza çıkmayacak mı, o zaman ne olacak belki mesele ilk çıktığında gerçekten naçar değildiniz bir çözümü vardı ama şimdi çok geç kalındı ihtimal de yok olduysa.

Bakın vefattan gayrı her şeye derman var. Yeter ki us ve anlam süzgecinden mevzuyu geçirip kendinize bir strateji atama edin ve bunu ciddi bir biçimde uygulayın.Sonra çevrenizde olan insanların problemlerine bakın ve belki de sizinkinin çok kolay olduğunu görüp halinize şükredeceksiniz. Size çok hoşlandığım,benim için çok özel bir insan olan bir dostumdan bahsetmek istiyorum. İsmi Ülkü,bence dünyanın en iyi, en destek hoşlanır insanı. Hoş görülü,sabırlı ve sevgi dolu.Ben 20 yıldan fazladır yalnızca bu özelliklerini öğreniyordum ama şu son 2 yıldır yaşamımda böyle eforlu bir insan tanımadığımı fark ettim. İki yıl evvel hasta oldu, operasyonlar, bir sürü rehabilitasyonlar oldu.Bizler depresyona girdik, Kahrolduk ama o bize yaşama sıkı sıkı bağlanarak o kadar hoş bir ders verdi ki. Saçları döküldüğünde depresyona girip naçarları oynayacağına Yeni gelen saçlarım daha hoş ve dalgalı olacak mış dedi ve yeni gelen dalgalı saçlarını çok beğendi. Her gün ondan bir şeyler bildim. Bir ay evvel bir metastaz gidişatı çıktı. Yeniden tevekkülle karşıladı ve şipşak operasyon oldu. Çok pozitif bir insan olduğu içinde operasyonu her şeyi yolunda gitti. Öğreniyorum ki ilk günler içinde mükemmel bir denetleme yaşadı. Belki biz yeisimizi daha çok muhakkak edip ona moral vereceğimize afallayıp,sapıttık. Ama kısa bir zaman sonra o eforlu bayan yeniden usunu ve manasını eline aldı sanki herkese alan okur gibi eforunu ortaya çıkardı. Bu bayan beni çok donakalttı. Bütün yazılarımda, konferanslarımda bahsettiğim o’pozitif ideal insan sıfatına büründü. Ama tabi Ülkü’nün bir kısmeti de kendisine gece gündüz takviye olan eşinin aralıksız yanında olması, çocuklarının çok fedakar olması böyle bir bayan tabi böyle çocuklar yetiştirir ve arkadaşlarının aralıksız çevresinde olup onun için dua etmesi. Sevgili dostum bu hastalıkla uğraşan suratlarca insan gördüm, inan senin gibiler de bu hastalık ağır bir grip gibi. Sen bu işi zati tamamladın, inan geldiği gibi senin yaşama bağlılığın sayesinde de gitti. Hep böyle herkese misal ol . Hani hatırlar mısın bir gün seninle konuşuyorduk herkesin bu dünyada bir vazifeyi var diye. Sende acaba benim misyonum ne ? demiştin. Şimdi kavradın mı misyonunu. Senin çaban, yaşama bağlılığın, naçarlık karşısında yılmayışın ve her şeyin üstesinden gelme azmin ve istemin özellikle bu yazıyı okuyan o kadar çok insana ışık, ümit, misal olacaktır ki. Şimdi misyonunun büyüklüğünü ve ulviliğini kavradın mı canım dostum. İşte böyle, hadi şimdi depresyona girinde görelim.Önünüzde okadar çok misal varki. Ehemmiyetli olan yaşama nasıl baktığınız değil, yaşamı nasıl yaşadığınız. Şunu hiç unutmayın ki hayatın tekerrürü yok. Ama yaşanılanların da tekerrürü yok. Kalp kırmadan, mutsuzluğa kapılmadan ihtimalleriniz miktarında neşeyle yaşayın. Fazlalığa kaçmayın ki sonradan problemlerle uğraşmayın. Zati problemleri insan kendi yaratmıyor mu, o halde size bir öneride bulunayım. Çözümünü öğrenmediğiniz problemleri yaratmaya uğraşmayın.

Meselelerin üzerine gidin ki , onlar sizin üzerinize gelmesin. Vefattan ve natürel afetlerden gayrisinin her zaman çözümü vardır.Düşünün gece yarısı çok şiddetli gelen bir zelzele ve o anda yaşayacağınız naçarlık.Gerçi binanız sağlam, başka bir deyişle temkin aldıysanız yeniden naçarlık yaşamazsınız ama ani gelen bir su baskın ve kaçacak yerinizin olmaması naçarlık için bir misal değil mi? Umutlar hiç tükenmemeli , hayaller her zaman bize ivme kazandırmalı ve en ehemmiyetlisi artık mutluluğun tarifini doğru bir biçimde bilin. Hoşlandıklarınız sağ ve ayaktamısınız, ozaman çok mutlusunuz demektir. Bazen mutluluk oyunu oynamanız gerekse dahi, kaç yaşında olursanız olun oynayın. Başka Bir Deyişle sizden daha makûs gidişatta olanları düşünün, artık onlar için yapılacak bir şey kalmadı denilen bireyleri düşünün ve en tesirlisi de ya bu benim evladımın raporu olsaydı tümcesi usunuza gelsin Şimdi diyeceksiniz ki biz de insanız hiç tepkin vermeden mutluluk oyunu mu oynayacağız çevreye . Tabi ki değil. Tabiî ki tepkin vereceksiniz gerekirse ağlayacaksınız ama bir vakit sonra tekerrür kendinize gelip hadiseleri kısır döngüye çevirmeden anlamınızı ortaya çıkarmalısınız ki çözümleri görebilesiniz. Diyeceksiniz ki o yarıyılda insanda us ve anlam kalıyormu, naçarlığımızla uyuyor, naçarlığımızla kalkıyoruz. Hiçbir şeyin bir anlamı kalmıyor ,hiçbir şey bize tat, mutluluk vermiyor, içimizde tarifsiz bir hiddet ve yanıtını bulamadığımız sualler var, Allahtan korkuyoruz ama yinede- neden ben,- diye sormaktan kendimizi alamıyoruz. Düşüncelerimizde, inançlarımızda binlerce paradoks büyüyor ve kendimizi artık tanıyamaz oluyoruz.Bizimle ilgilenmeyenlerden nefret ediyoruz, ilgilenenlerden de her şeyin nedeni onlarmış gibi gıcık kapıp dövmek istiyoruz..Nasılsın diyene çok bozuluyor içimizden -sanki halimi öğrenmiyor birde alay eder gibi nasılsın diyor -diye düşünüyor halimizi hatırımızı sormayanlara ise mükemmel sinirlenip- ne halde olduğumu öğreniyor, bu kadar yıllık arkadaşımız lafım ona insan bir ararda halimi sorar- diye yeniden gıcık kapıyoruz. İnanın bu yarıyılda sadece siz naçar değilsiniz çevrenizdekiler de naçar. Zira ne yapsalar acaba bu söz veya tavır sizi üzdü mü diye düşünmekten sizden uzak mı yoksa yakın mı olmaları gerektiğini öğrenememekten ne yapacaklarını afallıyorlar. Benim özellikle, ilişkilerin güç anlarında illet olduğum bir tümce vardır. Senin için ne yapabilirim, Allah aşkına söyle. Şayet sen gerçekten benim için bir şeyler yapmak istiyorsan niçin soruyorsun. Herkesin yapabileceği kesinlikle bir şey vardır bunu sormak samimiyetmiş gibi görünüyorsa da reelinde samimiyetsizliğin ta kendisi ayrıca bir kaçış değil mi? Herkesin her gidişatta birbiri için yapabileceği bir sürü şey vardır. Sorma ve yap ki senin hakikat arkadaş olduğunu görelim. Kimileri gerçekten ne yapacaklarını bilmezler o zaman kendinizi o bireyin yerine koyun ve neye gereksinimim olabilirdi diye düşünün ve siz siz olun bu tümceyi kullanmayın bundan böyle. Benden bu kadar, gelecek rakamda tekerrür buluşmak üzere bol enerjili, sıhhatli, huzurlu ve neşeli günler diliyorum.

Prof.Dr.Yıldız BATIRBAYGİL – HABERTURK.COM

Kaynak: http://www.haberturk.com/haber.asp?id=89482&cat=220&dt=2008/08/04

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.