Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Sezaryen mi basmakalıp mı ?

07.04.2021
19

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, sezaryen ve olağan doğumu anlattı: Anne adayları, “hangi doğum cinsini seçmeliyim?” sualini, etraflarındaki daha evvel doğum yapmış …

Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Gökmen İyigün, sezaryen ve olağan doğumu anlattı:
Anne adayları, “hangi doğum cinsini seçmeliyim?” sualini, etraflarındaki daha evvel doğum yapmış bireylere olduğu kadar, öncelikle gebeliğini takip eden doktorlarına ve kendilerine sormalılar.

Çünkü, şuurlu ve akıllı bir annenin ne biçimde doğum yapacağına kendinin karar vermesinden daha ideali yoktur. Ama herşeyden evvel son lafı yeniden tıp söyleyeceği için, işin tıbbi istikametine bakmak son derece yerinde bir karar olacaktır.

Zira, genellikle doğum yapmayı gerektiren bazı vaziyetler bulunmaktadır. Bu vaziyetler şunlardır:
Evvelki doğumunu sezaryenle yapmış olmak,
Bebekte duruş bozukluğu olması ya da çok kocaman olması,
Annenin kalça yapısının doğum yapamayacak kadar dar olması,
Hamilelik sırasında büyüyen şiddetli tansiyon yükselmeleri,
Bebekte büyüme geriliğinin olması,
Anne adayının ıkınmayı yasaklayacak hastalıklarının olması muhtelif göz bozuklukları, yüksek tansiyon, bel fıtığı, ortopedik problemler gibi ,
Anne adayının psikolojik veya zekasal olarak olağan doğumu tolere edemeyecek gidişatta olması,
Vajen daraltma operasyonu geçirmiş olmak,
İkiz, üçüz hamilelikler,
Plasentanın rahim ağzını ve dolayısıyla doğum yolunu kapaması,
Vajinada öğrenilen bir mikrop veya hastalığın bulunması herpes veya ur gibi,
İleri yaşlarda tüp bebek gibi büyük uğraşlar neticeyi hamile kalınması. Yukarıyada sayılan maddeler sezaryeni gerektiren vaziyetlerdir.
Ancak natürel ki bunların dışındaki vaziyetlerde verilecek karar doğumun ilerleyişine, annenin ve bebeğin sağlık vaziyetine göre son dakikaya kadar değişebilecektir.

Olağan doğum en ideali mi ?
Op. Dr. Gökmen İyigün, olağan doğumun en ehemmiyetli özelliğinin rastgele bir müdahale gerektirmeden kendiliğindene asıllaşması olduğunu anlattı:

Olağan bir doğumdan sonra, anne kısa bir dinlenme süresi sonunda olağan günlük yaşantısına dönebilmektedir. Kimilerine göre de çekilen doğum sancısı kadını olgunlaştırmakta, hatta hayata bakışını dahi etkilemektedir.

Ancak olağan doğumun da bazı mahzurlu güzergahları bulunmaktadır. Unutulmamalıdır ki tamamen olağan olarak izleyen bir doğumda dahi her an beklenmeyen bir problemle karşılaşılabilir. Bu problemler şunlar:
Bebeğin kalp seslerinde bir bozulma alana gelmişse acil bir biçimde sezaryen kararı verilebilir.
Bebeğin çıkışta sıkışıp kalması ve doğumun ilerlememesi sebebiyle sezaryen kararı verilebilir.
Güç doğumlar sebebiyle vajende oluşabilecek yırtıklar, genişlemeler ve ileriki yarıyıllarda buna bağlı ortaya çıkabilecek idrar kaçırma problemleri, cinsel ilişkiden daha öncekisi gibi tatmin olamama gibi sebeplerle sezaryen seçim edilebilmektedir.

Anatomik özelliklere bakılmalı
Op. Dr. Gökmen İyigün, iki-üç kere olağan doğum yapan ve cinsel uzuvlarının anatomisinde pek fazla farklılık olmayan kadınların yanısıra tek bir doğum sonrasında rahim sarkması problemi yaşayanların da seyrek görüldüğüne değindi:

Dolayısıyla, olağan doğumun kadının anatomisine ne kadar tesirli olacağı şahıstan bireye çok değişkenlik göstermektedir. Sezaryenle, olağan doğumda oluşabilecek yukarıyada saydığımız tehlikeler kaybolmakta ve bebek 10-15 dakika içinde yakınlarının kucağına emniyetli bir biçimde verilmektedir.

Sezaryenle doğumda bebek açısından tehlikelerin eksilmesi elbette büyük bir avantajdır. Ama unutulmamalıdır ki bu tip kasvetler seyrek oluşmaktadır ve uygun şartlarda yapılan olağan doğumlarda genellikle bir problem oluşmamaktadır veya oluşsa dahi hemen müdahale edilebilmektedir.

Sezaryendeki tehlikeler
Op. Dr. Gökmen İyigün, sezaryenle doğum, olağan doğuma göre anne açısından daha tehlikeli açıklamasında da bulundu:
Öncelikle anesteziyle ilişkili tehlikeler vardır. Sezaryen sonrası 3-4 gün sağlık kurumunda kalma, olağan yaşama dönmenin 5-6 günü bulması, operasyon sonrası sızıların daha fazla olması olağan doğuma göre dezavantajdır.

Operasyon yerlerinin iltihaplanma ihtimali, geç yara iyileşmesi, uzun yarıyılda dikiş yerlerinde ve karın içinde sızılar olabilmesi, karın içinde yapışkanlıklar olabilmesi de yeniden sezaryenin tehlikelerindendir.

Doğum biçiminin tercihindeki en ehemmiyetli çekincelerden biri de genellikle ilk doğumlarda 8-10 saat süren sızılı yarıyıllardır. Ancak günümüzde epidural belden uyuşturma ile sızısız doğum teknikleri ile artık sızılı doğum sahneleri neredeyse tarihe karışmıştır.

Son karar annenin
’Herşeyin klasiği iyidir ’ ilkesiyle olağan doğum her hamileye önerilmektedir diyen Op. Dr. Gökmen İyigün, doktorun son yarıyıllarda yapması gereken tetkiklerle değerlendirilme yapılması gerektiğini de açıkladı:

Sezaryeni gerektiren bir özellik yoksa doğumun olağan doğum olarak yapılması tasarlanmalıdır. Şayet hamilelik sırasında veya doğum anında bir problem ortaya çıkarsa sezaryene dönülebilineceği de evvelden öğrenilmelidir.

Ancak şayet anne adayı doktorun ayrıntılı bilgilendirmesine rağmen yeniden de baştan sezaryeni seçim ediyor ve bu mevzuda kararlıysa elbette son karar verecek birey kendidir.

Kaynak: Cnn Türk

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.