Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor

28.04.2021
20
Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor

Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor İSTANBUL İHA – Günümüz cemiyetlerinin en ehemmiyetli meselelerinden biri ailenin ehemmiyetini yitirmesi. Son 20 sene içinde aile yapıları araştırıldığında anne, baba …

Boşanmalar en çok çocukları etkiliyor
İSTANBUL İHA – Günümüz cemiyetlerinin en ehemmiyetli meselelerinden biri ailenin ehemmiyetini yitirmesi. Son 20 sene içinde aile yapıları araştırıldığında anne, baba ve çocuktan müteşekkil aile rakamında eksilme görülürken karmaşık aile yapılarında çoğalış kollanıyor. Tutum Bilimleri Enstitüsü’nden Muayenehane Psikolog Şeniz Pamuk, bu vaziyetin esasında boşanmanın uyuduğunu ve bundan en fazla çocukların etkilendiğini söyledi.

Dünyanın süper eforu ABD’de evlenen her iki çiftten biri ufalamaya karar verirken, Almanya’da bu vaziyet üçte bir oranında. Pamuk’un verdiği bilgilere göre Türkiye, henüz boşanmaların sık yaşanmadığı bir ülke olsa da 15 sene evvel yüzde 1′i bulmayan ufalayan çift oranı gün geçtikçe çoğalıyor. Psikolog Şeniz Pamuk, “ayrılık ya da boşanma sonrasında, aile yapılarında oldukça büyük bir spektrum ortaya çıkıyor” dedi. Ayrılık ya da boşanma kararı veren eşlerin çok güçlü bir süreçten geçtiğini belirten Pamuk, “Ancak bu karardan anne-babaları kadar hatta onlardan daha fazla etkilenen aile fertleri çocuklar. Yapılan araştırmalar, çocukların boşanma evveli yarıyıldan başlayarak, boşanma süreci ve sonrasında kısa ve uzun vadede bir çok negatif gidişatla yüzyüze kalabildiklerini göstermekte. Hiç bir çocuk ilk anda anne ve babasının ufalamasını istemez ve bu vaziyete ya dışa vurarak ya da suskun kalarak bir tepki gösterir” açıklamasında bulundu.

BOŞANMANIN TESİRLERİ SONRA ORTAYA ÇIKIYOR
Çocuklarda anne-baba ayrılığının alana getirdiği tesirlerin boşanmadan sonraki ilk günlerde değil daha sonraki yarıyıllarda ortaya çıktığını belirten Pamuk’un tespitleri şöyle:

“Çocukların geriye dönüp baktıklarında negatif olarak andırdıkları, anne-baba arasında haber taşıyıcısı olmak, anne ve babalarının birbirlerini yargılamalarını dinlemek, karşı türden biriyle samimiyeti ilerlettiklerinde nasıl natürel davranabileceklerini öğrenememek, ekonomik meseleler, anne/babadan biriyle ve o taraftan olan akrabalarla bağların kopması gibi vaziyetler”

Çocuk sahibi olanların meseleleri çözmek için ilk başta boşanmayı düşünmediğini söyleyen Pamuk, bazı gidişatlarda ufalamanın çok meseleli bir konutluluğu yürütmekten daha sıhhatli bir civar sağladığını dile getirdi. Bir boşanma vaziyetinde çocuğun vakaya göstereceği tepkilere neden olabilecek ve bu vakayı çocuğun yaşamında daha az travmatik hale getirebilecek ehemmiyetli noktalar olduğunu söyleyen Pamuk’a göre yaşamında bu istikamette farklılık yapmayı tasarlayan her anne-babanın bunlara itina göstermesi gerekiyor. Daha hücum, coşkulu, basit tesir altında kalan, yeni vaziyetlere basit geçim sağlayamayan çocukların, anne-baba ayrılığı gibi ciddi geçim kabiliyetleri gerektiren bir vaziyete geçim sağlamakta da akranlarına oranla daha büyük güçlük sürükledikleri görülüyor. Anne-baba ayrılığını ufak yaşlarda yaşayan bir çocuk, bu vakaya ilk anda çok büyük bir tepki gösterse de, bu gidişatı kabullenmesi daha basit olabiliyor. Buna rağmen mektep evveli yarıyılda, çocuklarda vefa meseleleri ve anne-babayı yine bir araya getirme gayretleri kollanabiliyor. Daha ileri yaşlarda, çocuklar kendi sosyal yaşamlarını kurmaya çalışırken güvendikleri bir çatının devrilmesi, onların bayan-erkek ilişkileri mevzusunda bocalamalarına yol açabiliyor. Gözlemleyebilecekleri bir bayan-erkek ilişki modelinin olmaması, bu çocukları kendi ilişkilerini oluştururken zorlayabiliyor.

KIZ ÇOCUKLAR İLE OĞULLARIN TEPKİSİ FARKLI
Boşanmalara karşı çocukların cinsiyetlerine göre farklı tepkiler verdiğini söyleyen Pamuk, “Kız çocuklar, anneleriyle genellikle dost gibi olurken, oğullar annelerinin yanında kendilerini konutun erkeği gibi sezme meyline girebiliyorlar. Bu sebeple annenin yeni biriyle beraber olduğu gidişatlarda kız çocukların bu işten pek de memnun olmadıkları, buna karşılık oğulların bir gevşeme sezdikleri izlenebiliyor” yorumunda bulundu.

Baba-kız ve baba-oğul ilişkileri ise çok fazla araştırılmamış olmasına rağmen, babanın vazifelerini yerine getirmede yeterli olduğu gidişatlarda fazla bir meseleye de tesadüfülmediğini söylemenin olası olduğunu söyleyen Pamuk’un üzerinde durduğu bir değişik nokta takviye sistemleri. Şayet çocuğun yaşamında ilişkisinin iyi olduğu bir büyükanne-büyükbaba ya da başka erişkinler varsa, bu şahıslar anne-babanın duygusal anlamda pek verici olamadıkları etraflarda bu boşluğu doldurabiliyorlar. Çocuğun ekonomik standartlarında ani bir düşüş ya da anne ve babanın ekonomik standartları arasında ciddi bir fark olması çocuğu negatif bir biçimde etkileyebiliyor. Çocuğun geçiminde anne-baba arasındaki ilişkinin en ehemmiyetli faktör olduğunu vurgulayan Pamuk, çocukların eşler arasındaki diyalogların kopmadığını ve kendisi hakkında konuşulmaya devam edildiğini görmesi gerektiğini, bunun güven yaralanmaması için ehemmiyetli olduğunu söyledi.

ÇOCUK BERABER YAŞAMASA DA KUMPASLI GÖRÜŞMELİ
Çocukların bu süreci sıhhatli bir biçimde atlatabilmesi için gereken koşullardan biri de ayrı da olsa çocuk anne babasıyla kumpaslı olarak görüşmeleri. Muayenehane Psikolog Pamuk, “Burada ehemmiyetli olan etken, görüşme sıklığı değil, görüşmelerin çocuk tarafından evvelden öğrenilmesi ve hipotez edilebilir olması. Son anda yapılan farklılıklar, aniden yapılan tasarılar, yakalanmayan laflar, çocuk açısından çok büyük hayal kırıklıklarına neden oluyor ve bunların karşılama edilmesi olası olmayabiliyor” yorumunu getirdi. Ufalamanın çocuğa nasıl sunulduğunun da ehemmiyetli olduğunu dile getiren Pamuk, “Bu bilgilendirmeyi anne ve babanın beraber yapmasında verim var. Ayrıca, bu şahısların karı-kocalık rollerini bıraksalar dahi, her zaman o çocuğun anne ve babası olarak kalacaklarını ve bir işbirliği içinde olmaya devam edeceklerini uslarında yakalamalarında verim var” diye konuştu.

Parçalamış yeni bir insanla ilişki kurmuş anne veya babanın bu gidişatı çocuğuna nasıl anlattığı da üzerinde durulması gereken noktalardan biri. Psikolog Pamuk’un tespitine göre, anne-babasının yanında aralıksız yeni birilerini görmek çocuğu kırabilir ve kendi bayanlık ve erkeklik konumuyla alakalı kaygıya çekebilir. Bu sebeple de çocuk daha sonraki yaşamında hiç bir zaman terk edilmemek için ilk bulduğu bireye ne pahasına olursa olsun fazla bağlanabiliyor ya da kimseye fazla bağlanmamak için durmadan eş değiştirebiliyor. Ancak unutulmamalı ki tam problemlerine karşın anne ve babası parçalamış olan çocukların akranlarına göre daha ivedi olgunlaştıkları, yaşamın güçlükleri karşısında daha rahat pratik çözümler üretebildikleri de ayrı bir hakikat.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.