Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Duygusal Zekânız Yüksek Mi?

29.03.2021
75

Hayat yüksek zekâlı ama zafersiz insanlarla doludur. Bu bireyler akılları yüksek olmasına karşın, gerektiği yerde gerektiği gibi davranmamış ve yaşamda kaybetmişlerdir. Misalin, akıllarını yalnızca cemiyeti yermek …

Hayat yüksek zekâlı ama zafersiz insanlarla doludur. Bu bireyler akılları yüksek olmasına karşın, gerektiği yerde gerektiği gibi davranmamış ve yaşamda kaybetmişlerdir.

Misalin, akıllarını yalnızca cemiyeti yermek için kullanmış veya her şeyi küçümsediklerinden ya da kolay gördüklerinden, uğraşmaya bedel bulmamışlar, böylece sıradan insanların vardıkları kabiliyet ve zafer seviyesine erişememişlerdir. İnsanlarla iyi ilişki kuramamışlar, belli bir niyete doğru gidememişlerdir. Miskinliklerini yenememiş veya akıllarını makûs emeller ve uğraşlar için kullanmışlardır. Zihin bir efordur, kullanılmaz ya da iyi bir emel için kullanılmazsa, hiç bir işe haylaz ya da yalnızca devirici olur.

Hayatta galibiyetli olmak için zeki olmak yetmez, zihnin de yüksek olması gerekir. Duygusal zihin son senelerde yeni bir kavram olarak ileri sürülmüş olmakla birlikte, daha öncekinden beri öğrenilen uslu ve geçimli tutum özelliklerinden başka bir şey değildir. İnsanlarla iyi irtibat kurmak, ne zaman ne yapacağını öğrenmek, fırsatları iyi değerlendirmek, belli pozitif bir emele doğru ilerleyebilmek, kararlı olmak, gelip geçici yellerden etkilenmemek gibi kalite ve maharetleri kapsar.

Duygusal aklın muhakkak başlı özellikleri şunlardır:
· Kendini tanıma: Duygusal zihni yüksek olan birey, duygu ve düşüncelerinin, seçimlerinin, meyillerinin, cılız ve güçlü yanlarının farkındadır. Kabiliyetlerini, eğitimin ona sağladığı teçhizatı öğrenir. Bunlara katlanarak kararlar alır, kendine maksatlar seçer, başka bir deyişle tercihleri ve emelleri kendiyle alakalı asıllarla geçimlidir.

· Duygularını hakimiyet edebilme: Anlık zaferlerden, hazlardan uzak durmayı öğrenir. Sonradan pişman olacağı duygu patlamalarına kapılmaz, afaki acarlıklar yapmaz. Kötümser ya da kaygılı duygulara kapılmaz, bunların kendisini yapmayı tasarladığı işerden uzaklaştırmasına izin vermez. Bunları yatıştırmak ve benimsemek için bir yol bulabilir. Düşüncelerini ve eylemlerini belli bir niyete odaklayabilir.

· Kendiliğinden dürtülenme:
Kendi gayelerini kendisi tanımlar, başkalarının zorlaması olmaksızın, bunları hakikatleştirmek için tüm mücadelesini ve kabiliyetlerini ortaya koyar, niyetine kilitlenebilir, bundan coşku ve zevk dinler. Niyetlerin peşinden giderken geçici hazlarını erteleyebilir. Bir imtihana girerken ya da bir çalışmayı yürütürken, coşkusunu galibiyeti artıracak biçimde kullanabilir. Zafersizliğe uğradığında umut ve iyimserliğine gözetir, yine sınayabilir.

· Başkalarının duygularını paylaşma: Değişiklerinin sezdiklerine karşı duyarlıdır. Kendini onların yerine koyabilir. Böylece karşı tarafın duygularını anlar ve derinliği olan, geçimli fertsel ilişkiler geliştirebilir.

· Cemiyetsel faallik: Bireyler arası çatışmaları çözmekte galibiyetlidir. Bir ilişkinin ve grubun nabzını meblağ. Dile getirilmemiş paylaşılan duyguları ifade edebilir. Bir grubun organizasyonunda liderlik kaliteleri sergiler ve bireyler bunu natürellikle kabul eder.

Duygusal zihin kalıtsal özellikler, çocukluk tecrübeleri ve bilme neticeyi oluşur. Bir öbür deyişle, duygusal akılla alakalı kabiliyetlerin çoğu bilme ve alıştırmayla geliştirilebilir.

İleri yaşlarda tutum kalıplarının değiştirilmesi güç ya da olanaksızdır. Muhtemel olsa dahi, birey marifetlerini kullanacağı alanı ve zamanı yitirmiştir.

Buna karşılık çocukluk ve ilk gençlikte kazanılan tepki şekilleri ve marifetler hayat boyu sürer, bu sebeple duygusal aklın geliştirilmesi en iyi fırsatın çocuklu yarıyılı olduğu söylenebilir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.