Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Hareketsizliğin Vücutsal Tesirleri

29.04.2021
30
Hareketsizliğin Vücutsal Tesirleri

Hareketsizliğin insan organizması üzerinde negatif tesirler alana getirdiği, çok daha önceki yarıyıllardan beri öğrenilmektedir. Beden hareketliliğini eksilten bir hastalık, yaralanma veya belli bir neden olmadan insanların sedanter hayat stilini seçmeleri neticesinde, organizmanın pek çok işlevinde gerilemeler ortaya çıkmaktadır. 1960 lı senelerde başlayan uzay doktorluğu çalışmaları çerçevesinde, uzun süreli uzay yolculukları sırasında insanların karşılaşacakları yerçekimsiz ve hareketsiz hayat şartlarında organizmada oluşan farklılıklar detaylı olarak araştırılmıştır. Bu çalışmaların paralelinde, tüm dünyada hareket azlığının kardiovasküler tehlike etmenlerinden biri olarak kabul edilmesiyle beraber mevzuya alaka çoğalmış ve çalışmalar hızlandırılmıştır.

Hareketsizliğin negatif istikametteki tesirleri başlıca 4 grup insan üzerinde araştırılmıştır:

1.Hastalık ya da yaralanma neticeyi uzun zaman yatak istirahati yapan bireyler,

2.Çeşitli paralitik felç vaziyetler sebebiyle nöromüsküler asap-adale mesajımı etkinliği ehemmiyetli miktarda kısıtlanan hastalar,

3.Yerçekimi tesirini eksilten, oturma, uyuma gibi farklı pozisyonlarda uzun zaman kalan bireyler,

4.Uzay yolculuklarında ve uzun süreli su altı çalışmalarında yer çekimsiz civarda bulunanlar.

Sayılan bu inaktivite tiplerinin her biri, kısa zaman içinde, saklı fizyolojik farklılıklara yol açabilmektedir.

Ortostatizm gibi apaçık muayenehane tablolar 5-7 gün içinde ortaya çıkabildikleri halde, ankiloz veya böbrek taşı gibi karmaşıklıklar, ancak bir kaç ay sonra görülebilirler.

Hareketsizliğin mekanizmasının daha iyi anlaşılabilmesi emeliyle, fizik kapasiteyle alakalı bazı kavramları anımsatmakta fayda var:

1.Fonksiyonel kapasite : Zorlu bir gayret sırasında varılan maksimum metabolik bedeli ifade eder.

2.Fizyolojik maksimum potansiyel : Aynı şahsın sistemli bir antreman programından sonra varabildiği maksimum metabolik değerdir.

3.Fonksiyonel rezerv : Fonksiyonel kapasite ile fizyolojik maksimum potansiyonel arasındaki farktır.

Hareketin daha da eksilmesi, misalin kesin yatak istirahati halinde, fonksiyonel kapasite iyice eksilir. Daha sonraki yarıyılda bu vaziyetteki bir şahsa birden bire fazla fizik etkinlik programı verilirse, fonksiyonel kapasitede iyileşme sağlanamaz. Şahsın evvelki fonksiyonel kapasitesi ve rezervi dikkate alınarak yavaş yavaş çoğalan yoğunlukta bir egzersiz programı verilerek vaziyeti düzenlenmeye çalışılır.

Kumpaslı fizik egzersizler yapan şahsın fonksiyonel kapasiteleri, fizyolojik maksimum potansiyel seviyesine çok yakın olduğu halde sedanter bireylerde fonksiyonel kapasite düşüklüğü çok besbellidir. Fonksiyonel rezerv ehemmiyetli miktarda azalmıştır.

Uzun süreli hareketsizliğin sistemler üzerindeki tesirlerini şu biçimde özetleyebiliriz Merkez Asap Sistemi Duygusal idrak etmede eksilme olması sebebiyle bazı duyu bozuklukları büyüyebilir, parestezi ve sızı eşiğinde düşmeler görülür.

İstirahat sırasında adalelerde kasılmalar yapılmadığı taktirde, motor yararlılıkta eksilmeler belirir. Özellikle felçli hastalar gidişatın çok apaçık örneğidir.

Sedanter bireylerde özerk asap sistemi oldukça balanssızdır. Düşük veya fazla etkinlik biçiminde fonksiyonel bozukluklar tespit etilebilir. Bu balanssızlık kardiovasküler sistemin çalışmasını da negatif güzergahta tesirler.

Etkinlik azlığı, bireylerde anksiyete ve bunalım gibi ruhsal meselelerin büyümesine de taban hazırlar.

– Hareket Sistemi: Hareket azlığının uzun zaman sürecinde en apaçık tesirleri hareket sistemini oluşturan elamanlardan ortaya çıkar.

En ehemmiyetli bulgular adale ve kemik dokularında görülen değişikliklerdir.

Hareket azlığıyla beraber adale eforu eksilmeye başlar. Misalin hiç bir fiziksel rahatsızlığı olmayan bir şahsın bir haftalık kesin yatak istirahatinden sonra eldeki kavrama eforu % 20 oranında eksilir. Adale eforundaki bu eksilmeye parelel olarak, şahsın dayanıklılığında da eksilme olur. Öbür taraftan hareketsiz adalelerde, kısa zaman içinde atrofi adale kaybı büyür. Atrofinin derecesi, hareketsizliğin zamanına bağlıdır.

Atrofi, efor kaybı ve duyarlılığın eksilmesi neticeyi, hareketlerin koordinasyonunda noksanlık ortaya çıkar. Bu gidişat hem alt, hem de üst uzuvlarda görülür ve günlük hayatta yetenek isteyen etkinliklerin yapılmasında veya atletik etkinliklerin yapılışı sırasında yetersizlik ortaya çıkar.

– İskelet Sistemi: Hareketsizliğin en negatif tesirlerinden biri, kemik dokusunda ortaya çıkan osteoporozdur. Aşinayı gibi kemik üretiminin kumpaslı olabilmesi ve kemik kitlesinin yenilenebilmesi için, tendonların bağlar sürükleme işlevi ile oluşan gerilmelere ve ayak ta durma sırasındaki yer çekimi gücüne lüzum vardır. Hareket eksildiği gidişatlarda ise kemiğin organik ve inorganik personellerindeki kayıplar neticesinde, kemik kitlesi eksilmeye başlar, kemikteki kalsiyumun mobilize olmasıyla geçici bir hiperkalsemi kan kalsiyum seviyesinin çoğalışı ve yumuşak doku içinde ektopik kalsifikasyonlar kemikleşmeler büyüyebilir. Neticede kemiklerin kırılganlığı çoğalır ve kendiliğinden yada minör travmalarla kırılma ihtimali ortaya çıkar.

Kemik dokusunun yanı gizeme eklemlerde faal ve pasif hareketlerin azlığına bağlı sertlikler büyür ve eklem hareket sarihliği eksilmeye başlar. Başlangıçta geri dönüşebilir kalitede olan sertleşme, hareketsizliğin uzun sürmesi halinde kemiksel kalite kazanır ve geri dönüşümü olası olmayan eklem zararları ortaya çıkar.

– Kardiovasküler Sistem: Uzun zaman hareketsizlik neticesinde kardiovasküler sistem büyük hasar görür ve bazal şartların üzerindeki metabolik ihtiyaçları karşılayamaz gidişata gelir.

Kardiovasküler sistemdeki gerilemenin en apaçık göstergesi, maksimum oksijen tüketiminin Max V02 azalmasıdır.

10 günlük yatak istirahatından sonra tamamen sıhhatli ve genç bireylerde bile Max V02 nin % 20 oranında, kalp atım hacminin ise % 10 oranında eksildiği gösterilmiştir. Bir kaç günlük istirahatten sonra bile, aynı şiddetteki egzersize verilen nabız cevabında çoğalma olmaktadır.

Kardiovasküler sistemle alakalı bir öbür negatif büyüme kan tazyikiyle alakalıdır. Uzun zaman istirahatlarden sonra ortostatizm denilen gidişat büyümekte ve kan tazyiki balansı bozulmakta ve birey ayağa kalktığında ani tansiyon düşüklüğü olmaktadır.

Toplar damarlar üzerindeki adalelerin pompalayıcı tesirlerinin eksilmesi neticeyi venöz yatakta birikmeler olmakta ve tromboflebit gelişebilmektedir.

Pıhtılaşma mekanizmasındaki farklılıklar, trombosit kümeleşmesindeki çoğalış, tromboflebit büyümesine takviyeci olmaktadır.

– Solunum Sistemi: Hareketsizliğe bağlı olarak solunum sistemi ile alakalı hemen tüm parametrelerde gerileme olur ve sonunda kısıtlayıcı tip solunum bozukluğu tablosu ortaya çıkar.

Sıhhatli bireylerde solunum parametrelerinde ehemmiyetli bir düşme görülmemesine rağmen istirahat müddetinin uzaması gidişatında, misalin felçli hastalarda, solunum kapasitesi ve fonksiyonel solunum kapasitesinde % 25-50 oranında eksilmeler olur. Sınırlayıcı stildeki büyümeler ve yatay pozisyonun akciğer dolaşımı üzerindeki tesiri neticeyi solunum-kanlanma oranında ehemmiyetli bozukluklar ortaya çıkar.

Ayrıca mukus arınma işlevlerdeki eksilmeye bağlı olarak, solunum sisteminde mukus birikmeye başlar. Bu şartlar altında öksürük mekanizması bozulur. Karın adalelerindeki cılızlık vaziyeti daha da makûslaştırır ve kolay bir üst solunum yolu enfeksiyonunda ciddi akciğer rahatsızlıkları büyür.

– Sindirim Sistemi: Hareket azlığı, sindirim sistemindeki etkinliklerin eksilmesine yol açar. Bu eksilme, hem içeriğin ilerletilmesinde hem de salgılama işlevlerinde olur. Neticede bir taraftan iştah kaybı büyürken, öbür taraftan bağırsak hareketlerindeki eksilme sebebiyle kabızlık görülür.

– Endokrin hormonlar ve Böbrek renal Sistemler: Endokrin sistemin öbür sistemlerle karşılıklı tesirleşmesi neticeyi, ehemmiyetli metabolik ve renal farklılıklar görülür.

Vücudun uzun zaman yatay pozisyonda kalması sebebiyle hücre dışındaki akışkanlar, kılcal damar yatağının venöz toplar damar kısmına geçer ve lekeli kanın kalbe dönüşünde çoğalma olur. Netice olarak, sağ atriumun kalp kulakçığı hacim sensörlerinde bir uyarılmayla beraber antidiüretik hormonda eksilme ortaya çıkar ve idrar çıkışı çoğalır.

Hareketsizliğin tesiriyle sodyum ve kalsiyum atılımı da çoğalır.

İdrarla fazla kalsiyum atımı, üriner yolda tıkanma ve enfeksiyon etmenlerinin tesiriyle, hareketsiz bireylerde idrar yollarında taşlar oluşmaya başlar.

– Ten: Uzun süreli hareketsizlik, ten ve ten üzerindeki yaradılışları da negatif güzergahta etkilenir.

Ten altındaki yağ dokusundaki incelme ve ten gerginliğinin bozulması sebebiyle tazyik yaraları büyüyebilir. Aynı beden bölgelerin kesintisiz olarak tazyik altında kalmaları ve bu bölgedeki tazyikin kılcal damar tazyikin üzerine çıkması, yara yaradılışını basitleştiren dış faktörlerin başında gelir.

Saydığımız tüm bu negatif büyümeler, hareketsizliğe bağlı problemlerin sadece bir kısmıdır.

Hareketsizliğin uzun sürdüğü gidişatlarda, negatif büyümelerden etkilenen doku ve sistemler durmadan çoğalır ve bir noktada hayatı tehdit eder gidişata gelebilir.

Kaynak : Spor Doktorluğu Kitabı

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.