Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Hava Gidişatı ve Göz

29.05.2021
46
Hava Gidişatı ve Göz

HAVA GİDİŞATI ve GÖZ Hava sıcak, hava soğuk, hava kuru, hava yağmurlu. Hangisi göz için en iyisi? Yağmurlu ve ılık hava! Sıcak ve soğuk havalarda gözümüzde ne …

HAVA GİDİŞATI ve GÖZ
Hava sıcak, hava soğuk, hava kuru, hava yağmurlu. Hangisi göz için en iyisi? Yağmurlu ve ılık hava!

Sıcak ve soğuk havalarda gözümüzde ne gibi meseleler olabilir?
Sıcak ve kuru havalar gözyaşını kurutabilir. Gözlerde acı sulanma, akıntı, yanma ve batma gibi yakınmalar olabilir. Hele klimalı etraflar bu kurumayı daha da arkası­tırabilir. Hekim öneriyorsa yapay gözyaşları kullanılmalıdır. Bkz. Kuru Göz

Soğuk havalarda da sulanma çoğalır, ama bu kuruluk sebebiyle değildir. Gözü sıcak yakalayabilmek için daha fazla gözyaşı yapılmasındandır. Gözyaşı kanallarında darlık olanlarda fazla yapılan gözyaşının bu kanallardan burna tahliyesi yeterli olamaya­cağı için sulanma daha fazla olur. Şahsın yaşına göre, masaj veya operasyon gere­kebilir.

Hava gidişatı gözleri­mizi tesirler mi?
Etkileyebilir, özellikle çok sıcak ve çok soğuk hava­larla bahar ayları etkile­yebilir. Güneşin negatif tesirlerini de unutmamak gerekir.

Çok ama çok soğuk havalarda fazla gözyaşı da gözün saydam kısmını kornea sıcak tutmaya yetmezse, gözün saydam kısmının çalışması bozulur, hatta durur ve saydamlı­ğını kaybeder. Süratle rehabilitasyon edilmesi gereken bir vaziyettir.

Bahar aylarında gözümüzde ne gibi meseleler olabilir?
Bahar aylarında ağaçların ve çiçeklerin birbirlerine yolladıkları polenler, yapısı meyilli şahıslarda gözlerde kızarıklık, sulanma ve şişlik biçiminde alerjik bir vaziyet yaratabilir. Özellikle bahar aylarında olması sebebiyle “bahar nezlesi” denilen bu vaziyet, kuru mevsimlerde polenlerin toprağa veya değişik nebatlara ulaşamayıp ha­vada dolaşmaya devam etmesi gidişatında, bahar ayları dışında da görülebilir.

Güneş gözümüzde ne gibi meselelere neden olabilir?
Güneş, bizim en büyük arkadaşımız ve en riskli düşmanımızdır. Güneş olmasay­dı yaşam olmayacaktı, ama aynı güneş yaşlanmaya da neden olmaktadır. Gözün gören noktasının sarı nokta erken ihtiyarlaması Bkz. Sarı Nokta Hastalığı, katarakt Bkz. Katarakt, gözün beyazında görülen kuşkanadı pterijium veya beyaz birikin­tiler pinguekula, Bkz. Kuşkanadı hep güneşin süratlendirdiği ihtiyarlama bulgularıdır.

Rüzgar ve toz gözümüzde ne gibi meselelere neden olabilir?
Aralıksız rüzgar ve toz, gözde aralıksız yıpranma gidişatı yaratacağı için, devam­lı olarak iyileşme hücreleri çalışır durur. Ama asılda yıpranma gidişatı olmadı­ğı için, bu hücrelerin fazla çalışması gözde, gözün beyazında görülen kuşkanadı pterijium veya beyaz birikintiler pinguekula Bkz. Kuşkanadı olmasına neden olabilir. Natürel göze giren yabancı cisimler de cabası. Rüzgar ve bol toz olan yer­lerde numaralı gözlüğü olanların onu, olmayanların da kesinlikle gözetici gözlük takması bereketli olur.

Sıcak veya soğuğun gözle alakalı başka hastalıklara da tesiri var mıdır?
Mültiplskleroz gibi hastalıklar fazla sıcaktan, bağ dokusu hastalıkları fazla soğuktan etkilenir, hem göz hem de bedende saldırı olabilir. Soğuk hava akımından oluşan surat felcini de unutmamak gerek.

GÜNEŞ YAKALANMASI ve GÖZ
Yarıyıl yarıyıl ehemmiyetli bir doğa olayı ile karşılaşıyoruz: güneş yakalanması. Medyadan da izlediğimiz üzere hepimizde merak ve coşku uyandıran bir tecrübe oluyor bu yakalanma. Mektep senelerimizde bizlere öğretilenleri asıl yaşam şartlarında gör­mek fırsatı geçiyor elimize.

Güneş tutulmasına izlerken dikkat etmemiz gereken mevzular nelerdir?
Her şeyden evvel tutulmayı izlerken gözlerimizi gözetmemiz gerekiyor. Yakalanma sırasında ayın güneşin önüne geçmesiyle güneş ışın­larının yelpaze biçiminde geniş bir açıyla gözümüze gelmesi yasaklanmış olacak. Ancak yakalanmanın en ileri gidişatında dahi ay, güneşi tamamen kapatmadığı için kenarından geçen ışınlar yeniden dünyamıza erişecek. Bu ışınlar daha ince ama da­ha aşikar bir huzme olarak gözlerimize erişecek. Şayet yakalanma başladığında doğ­rudan, rastgele bir filtre olmadan güneşe bakacak olursak, ışınları her zaman görme noktasına düşürmeye sağlayan, gözün netleştirme mekanizmaları yeniden çalışacağı için bu ışınlar yoğun bir biçimde gözümüzün gören noktasına ve özellikle odaklan­mış gibi erişecek. Ve ne yazık ki, gözümüzün ışığa en duyarlı yer olan gören nok­tasına hasar verebilecek. Tıpkı, bir mercek desteğiyle güneş ışınlarını bir kağıdın üzerine düşürüp kağıdı yakma deneyinde olduğu gibi…

Güneş tutulmasına izlerken gözlerimiz neden risk altındadır?
Vaziyet şöyle de açıklanabilir: Cören-sarı nokta maküla, gözümüzün ışığa en duyarlı alanıdır. Üzerine düşen görüntüleri devamlı olarak, tabir yerindeyse tab eder ve hemen beyne postalar. Asla üzerinde kayıtlı görün­tü yakalamaz. Ancak tab etme ve postalama operasyonunu durduracak kadar güçlü bir ışınla lazer ışığı da olabilir, odaklanmış güneş ışığı da karşılaşırsa postalamayı yapamaz ve ışının tesiri üzerinde devamlı olarak kalır. Tıpkı, tab edilmemiş filmin ışıkla karşılaştığında “yanması” ve bir daha görüntü kayıt yapamaması gibi. Sanırım şimdi vaziyet gözünüzün önünde daha net bir biçimde canlandı.

Güneş yakalanması izleyerek gözde yanık olduğu bilimsel olarak ispatlanmış mıdır?
İspat olmadan bilim olmaz, bilimsel olmazsa ben bu ifadelere inanmam diyorsa­nız, sizlere eskiki güneş yakalanmalarında öğrenerek ! veya öğrenmeyerek güne­şe filtresiz bakmış olan bireylerle alakalı yapılmış bazı araştırmaların neticelerinden laf edeyim. 1999 senesindeki güneş yakalanmasından sonra İsveç ’te yapılan bir ça­lışmada tutulmayı filtresiz gözle izleyen 15 şahsın tümünde görme kaybı, baktı­ğı noktayı görememe ve görme noktasında yanma izleri saptanmış. Avustralya ’dan bildirilen hastaların çoğunda hiçbir iyileşme olmadığı kollanmış. Hindistan ’dan bildirilen olguların çoğunluğunda iyileşme olmamış ve merkezi görme meselesiyle beraber kırmızı görme meseleyi olmuş, iyileşenlerde dahi hâlâ göz­de yanık izinin kaldığı kollanmış. İtalya ’da aynı tutulmaya doğrudan bakmış olan­ların gözlerindeki yanmanın gözün görmeyi sağlayan ağ tabaka tabakasının tümünü etkilediği saptanmış.

Ülkemizdeki vaziyet nedir?
Bize bir şey olmaz, biz sağlam halkız diyorsanız, o zaman, şu araştırmaya ba­kalım beraber: 1976 senesinin Nisan ayındaki güneş yakalanmasını doğrudan gözleriy­le izleyen ve görme meseleleri sebebiyle göz hekimine müracaat eten 58 şahısta yapılan çalışmada, görmesi ilk 2 haftada düzelmeyenlerin görmelerinin daha sonra da dü-zelmediği görülmüş. Görmesi düzelenler de, güneşe kısa vakit bakmış olanlarmış. Görmesi baştan çok düşük olmayanların görmesi düzelmiş. Öte yandan, görmesi bozuk olanların görme seviyeyi, araba kullanmalarının kanuni olarak menedilme­sı gereken seviyede!

Zati hastalanan gözle güneş yakalanması izlenirse ne olur?
Ola ki, “Peki o zaman, bir gözüm zati az görüyor, tutulmayı onunla izleye­yim” derseniz, biz bunu yeniden de önermeyiz. Zira Viyana ’da 1999 yakalanması sırasında yapılan bir çalışmada güneşe filtresiz bakanların gözyaşlarının ehemmiyet­li ölçüde kuruduğu görülmüş; sanki kurutma cihazıyla kurutulmuş gibi… Dahası, aynı yakalanma yarıyılına ait eş bir çalışmada, gözde sanki kaynak ışı­ğına bakılırken olduğu gibi yoğun ışınlara bağlı yüzeysel doku zararı dahi olabildi­ği kollanmış.

Güneş yakalanmasının göze tesirindeki ana etmen nedir?
Bu tesirler güneşin ısı tesirine, ama daha ağırlıklı olarak göz üzerindeki fazla toksik fbitkiokimyasal tesirine bağlıdır.

Tehlikesiz bir biçimde güneş yakalanması nasıl izlenir?
Sanırım artık ikna oldunuz, o zaman tutulmayı izlemem diyorsunuz, bu sına­yimden bıraktınız. Hayır, bırakmayın! Güneş yakalanması günlük bir olay değil. Gelin, nasıl tehlikesiz bir biçimde tutulmaya tanık olabilirsiniz ona bakalım şimdi.

* Yakalanma sırasında güneş ışınlarının gözde yaptığı tesirlerden ve yakalanma sırasında yayılan ışınların ölçümlerinden, görünen ışık kadar mor ötesi ve kırmızı ötesi ışınların da tamamıyla kalkanlanması gerektiğini bili­yoruz. Belçika ’da yapılmış bir çalışmada siyah sırça, çekim yapılmamış ama banyo edilmiş siyah film, Audio CD, kayıt edilebilir CD-ROM ve piyasada satılan yakalanma filtreleri mukayese etilmiş. Birinciliği, Audio-CD al­mış, her üç çeşit ışığı da kırabiliyormuş, ama tahlilciler her markanın aynı oranda iyi olamayacağını söylüyorlar. Dolayısıyla, yeniden de öneril­miyor. Bunların bir küçük dezavantajı da tutulmayı izlemeye mani olacak kadar karanlık yaratmaları! Tahlilciler, piyasada satılan filtrelerin en emniyetli neticeyi verdiğini söylüyorlar.

* Işınların en riskli ve en çok âmâlığa neden olan yarıyılının, bütün yakalan­ma sırasında taç biçiminde ayın etrafından ışınlar geldiği yarıyıl olduğu usta yakalanmalıdır. Hem ışınların en aşikar huzme olarak gözümüze gelmesi hem de karanlık başlayınca gözbebeğimizin gelişmesi neticeyi, göz içine daha fazla ışın girebilmesinden dolayı risklidir.

* Kesinlikle gözetici gözlüklerle veya filtrelerle izlenmelidir.

* En emniyetli filtreler üzeri çift taraflı alüminyum ile ince bir katman kap­lanmış plastik folyolardan elde edilen filtrelerdir.

* Kaynakçıların kullandığı gözlükler de emniyetlidir.

* İğne delikli kamerayla veya yakalanma görüntüsünü bir perde üzerine dü­şürerek dolaylı yolla izlenebilir.

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.