Sağlık, Sağlıklı Yaşam, Cinsel Sağlık

Site 1. rengi

Site 2. rengi

Topbar rengi

Menü ikon

Menü hover

Menü arama

Footer rengi

Tasarım

Tüberküloz öldürmeye devam ediyor

12.04.2021
39

Sebebi muhakkak, rehabilitasyonu olası, korunulabilir bir hastalık olmasına rağmen veremin hala dünyada insanları en çok öldüren 10 hastalık arasında bulunduğu belirtildi. Günümüzde her gün 22 bin …

Sebebi muhakkak, rehabilitasyonu olası, korunulabilir bir hastalık olmasına rağmen veremin hala dünyada insanları en çok öldüren 10 hastalık arasında bulunduğu belirtildi.
Günümüzde her gün 22 bin şahısta tüberkülozun büyüdüğünü ve 9 bin hastanın tüberkülozdan can verdiğini kaydolan Karadeniz Teknik Üniversitesi KTÜ Tıp Fakültesi Göğüs Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tevfiek Özlü, bir senede tüberkülozdan can verenlerin rakamının 3 milyonu bulduğunu söyledi. Alt yukarıya her 10 saniyede bir bireyin dünyada tüberkülozdan can verdiğine ifade eden Prof. Dr. Özlü, “İnsanlık tarihinin hiçbir yarıyılında yeryüzünde bu kadar veremli hastalanmamıştır. Dünya Sıhhat Teşkilatı WHO, 1993′te verem salgınının önlenemediğini itiraf ederek acil gidişat bülten etmiştir. 2005′e gelindiğinde de gidişat eştir. Bu sene için hesaplanan sayılara göre, yeryüzünde yaşayan her üç bireyden biri tüberküloz mikrobuyla tanışmış olup, günün birinde tüberküloz hastası olmaya adaydır. Senede 62 milyon birey mikrobu almakta ve 10 milyon birey hasta olmaktadır. Tüm tüberkülozlu hastaların rakamı ise 23 milyon olarak hipotez edilmektedir. Daha Öncekinden yalnızca büyümemiş ülkelerle, muhtaç ve sefalet içerisinde yaşayan insanların hastalığı olarak kabul edilen tüberküloz, günümüzde globalleşme, süratlenen popülasyon hareketleri ve AIDS salgınına bağlı olarak hudut tanımamaktadır ve zengin cemiyetlerde ve çok popüler şahıslarda da sık tesadüfülür olmuştur. Artık kimse güvende değildir” dedi.
Türkiye’nin hastalığın orta sıklıkla tesadüfüldüğü coğrafyada yer aldığına dikkat toplayan Tevfik Özlü “Popülasyonumuzun dörtte birine tüberküloz mikrobu bulaşmış haldedir. 200 bin ortamında tüberküloz hastası olduğu ve her sene 30-40 bin yeni hastanın ortaya çıktığı sanılmaktadır. Verem karşısında tıp aciz değildir. Verem, tıbben hem basit teşhis edilebilen hem de yüzde 100′e yakın zafer oranıyla rehabilitasyon edilebilen ve hatta büyük oranda korunulabilen bir hastalıktır. Bu bakımdan verem tıbbi bir mesele değildir. İdaresel bir meseledir” diye konuştu.

VEREMİN HAKİMİYET ALTINA ALINAMAMASININ SEBEPLERİ
Prof. Dr. Özlü, verem olgularının ve vefatların yüzde 90′dan aşırısının büyümekte olan ülkelerde olduğunu ve olguların yüzde 75′inin üretken yaş grubunda 15-54 yaş yer aldığını belirterek şunları söyledi:
“Veremli hasta rakamı senede yüzde 2,4 oranında çoğalmaktadır. Bu çoğalış, fukaralık, kazanç dağılımının bozulması, noksan beslenme, savaşlar, popülasyon hareketleri, AIDS salgını, içkiler, konutsuzlar, mahkumlar, muhacirler gibi tehlike gruplarındaki çoğalış, yanlış veya beceriksiz rehabilitasyonlar, mukavemet gelişimi ve sıhhat hizmetlerinin sunumundaki aksaklıklardan kaynaklanmaktadır. Görüldüğü gibi ekonomik dengeler, kazanç dağılımı, hayat şartları, savaş ve göçler ve sıhhat hizmetlerinin yeterince erişilebilir olmaması gibi idaresel meselelerden kaynaklanmaktadır”
Ülkemizde veremin hakimiyet altına alınamamasının sebeplerini ise Prof. Dr. Özlü, şu biçimde sıraladı:
” – Birinci ve ikinci basamak sıhhat müesseselerinde mikroskopik olarak tüberküloz mikrobunun tanınmasına dönük operasyonların yaygın olarak yapılamaması,
– Tüberküloz teşhisi konan hastaların legal olarak gerekli bildirimlerinin yapılmaması,
– Tüberküloz hastalarının rehabilitasyonlarının doğrudan himaye altında yapılamaması,
– Rehabilitasyon başlanan olguların sonuna kadar izlenememesi,
– Hasta eğitiminin yapılamaması ve hastalarımızda rehabilitasyona geçimsizlik,
– Yanlış veya beceriksiz rehabilitasyon rejimleri,
– Tüberküloz savaşındaki personelin eğitim ve motivasyon noksanlığı.”

TÜBERKÜLOZLA SAVAŞTA YAPILMASI GEREKENLER
Prof. Dr. Özlü, tüberküloz savaşında yapılması gerekenleri ise şu biçimde özetledi:
“- Uygun yakınmaları olan bireylerin balgam misallerinde mikroskobik tetkikle tüberküloz mikrobunu incelemek,
– Tanı konmuş hastaların rehabilitasyonlarını sonuna kadar himaye altında uygulamak,
– Doğum sonrası 2. ayda ve ilkokul 1. sınıfta BCG aşılamasını yapmak,
– Tüberküloz teşhisi konmuş hastaların yakınları ile temaslı olduğu bireyleri taramak, gerekirse ilaçla gözetmeye almak,
– Milleti tüberküloz mevzusunda bilgilendirmek,
– Hasta ve hasta yakınlarını eğitip rehabilitasyonlarını yanlış ve beceriksiz yapmalarını önlemek,
– Tüberküloz teşhis ve rehabilitasyonuyla alakalı sıhhat hizmetlerini basit erişilebilir hale getirmek ve fiyatsız sıhhat hizmeti verildiğini kamuoyuna duyurmak,
– Tüberküloz tanısı almış tüm hastaların kim tarafından teşhis edilmiş olursa olsun kesinlikle hastaya en yakın tüberküloz savaş dispanserine bildirmek ve alakalı dispanser tarafından takip edilebilmesini temin etmek,
– Dispanserlerde verem rehabilitasyonuyla alakalı tüm ilaçları yeterli dozlarda ve devamlı bulundurmak,
– Dispanserde çalışan doktorların iş içi eğitimlerini yapmak ve tüberküloz savaşında motivasyonlarını kuvvetlendirecek moral ve ekonomik temkinleri almak,
– Tüberküloz savaşında taraf olabilecek tüm kesimlerin Tıp Fakülteleri, Tüberküloz Savaş Dernekleri, Doktorların Uzmanlık Dernekleri, Basın ve gönüllü kuruluşlar gibi koordinasyonunu sağlamak.” İHA

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.